| Fark edeceksiniz ki, ortada çok büyük bir boşluk var. | TED | ولكن الأمر أنه، ستلاحظون أن هناك فجوة كبيرة في المنتصف. |
| Ufak bir boşluk var, aşağıya bakma eğer yükseklik korkun varsa. | Open Subtitles | هناك فجوة صغيرة لا تنظري لأسفل إذا كنت تعانين من الدوار |
| Fakat gördüğünüz gibi, 2007'de zaman serisinde ilginç bir boşluk var. | TED | والجدير بالذكر ان هناك فجوة زمنية في تسلسل الأحداث الزمنية في 2007. |
| Bir delik var Dünyada Kocaman Kara Bir Çukur Gibi | Open Subtitles | هناك فجوة في العالم تبدو و كأنها حفرة عميقة عظيمة |
| Bir delik var Dünyada Kocaman Kara Bir Çukur Gibi | Open Subtitles | هناك فجوة في العالم تبدو و كأنها حفرة عميقة عظيمة |
| Bakın, doğal olarak onların bu toplantılardaki tavırlarıyla haftanın geri kalanındaki davranışları arasında bir fark var, ama bu gerçek bizi hiç de rahatsız etmedi. | TED | الآن، بطبيعة الحال هناك فجوة بين سلوكهم في هذه الاجتماعات وسلوكهم بقية أيام الأسبوع، ولكن الحقيقة أن ذلك لم يزعجنا. |
| Ve bu noktada hissettiğim şey, ortada dev bir boşluk olduğuydu. | TED | ولذلك احساس الذي احسست به هو ان هناك فجوة عملاقة هنا. |
| Peki, resim, burada büyük bür boşluk var. | TED | حسناً، هذه الصورة هي، هناك فجوة كبيرة هنا. |
| Ha? Bu kız için gerçekten üzülüyorum. Onun yaşamında büyük bir boşluk var ve hiçbir şey bunu dolduramayacak. | Open Subtitles | أشعر حقاً بإحساس هذه الفتاة هناك فجوة كبيرة في حياتها ولاشيئ سيملؤها أبداً |
| Bu çatlakların iki tarafı var. Burada en azından yedi milimetrelik hesaplanmayan boşluk var. | Open Subtitles | على جانبي الكسر هناك فجوة ما لا تقل عن سبعة ملليمترات |
| Şimdiye dek kimse farketmemiş ama üç gece öncesinin güvenlik kayıtlarında bir saatlik bir boşluk var. | Open Subtitles | كما اعتدنا ان نفعل حسنا، لا أحد لاحظ حتى الآن، لكن هناك فجوة لمدة ساعة في فيديو المراقبة |
| Radyoyu sonuna kadar açıp sonra banyoya gidip musluğu açtığı iki buçuk dakikalık bir boşluk var. | Open Subtitles | هناك فجوة من دقيقتين ونصف حين شغل المذياع وفتح صنبور الحمام على آخره |
| 18,5 dakikalık bir boşluk var. | Open Subtitles | كانت هناك فجوة في الدقيقه 18 لمدة نصف دقيقة. |
| Kalbinde hala bir boşluk var aynı buraya ilk geldiğimde benim de olduğu gibi. | Open Subtitles | ما تزال هناك فجوة في قلبك مثلي تماماً لدى مجيئي إلى هنا |
| Tellerin arasında bir delik var. Suyun kenarında ama içinde değil. | Open Subtitles | هناك فجوة فى السياج الواقع قبالة الماء وليس فى الماء |
| Ama asansör çıkarken kimse göremiyorsa yerde büyük bir delik var demektir. | Open Subtitles | ولكن اذا كان لا يراها أحد عندما تصعد الرافعة, هناك فجوة كبيرة في الأرضيّة، ألا يسقط الناس بها؟ |
| Bir delik var Dünyada Kocaman Kara Bir Çukur Gibi | Open Subtitles | أن هناك فجوة في العالم تبدو و كأنها حفرة عميقة عظيمة |
| Kocaman bir çukur gibi Bir delik var dünyada | Open Subtitles | أن هناك فجوة في العالم تبدو و كأنها حفرة عميقة عظيمة |
| Kocaman bir çukur gibi Bir delik var dünyada | Open Subtitles | هناك فجوة في العالم تبدو و كأنها حفرة عميقة عظيمة |
| Ancak yine de prototipimiz ile gerçek hayatta uygulaması arasında kayda değer bir fark var. | Open Subtitles | ولكن لا يظل هناك فجوة خطيرة بين النماذج وأي تطبيقات واقعية. |
| Ancak yine de prototipimiz ile gerçek hayatta uygulaması arasında kayda değer bir fark var. | Open Subtitles | ولكن لا يظل هناك فجوة خطيرة بين النماذج وأي تطبيقات واقعية. |