| Ele geçirilen İHA'nın uçuş kaydını getirmek zorundasınız korkarım, size o kanıtı bulurum. | Open Subtitles | يجب عليكم تزويدي بسجل الرحلة الخاص بالطائرة الآلية المخطوفة وهذا سيكون هو الدليل |
| Dünyanın neresinde olursan ol ve ben nerede olursam olayım bu ikimizin birbirimize ait olduğunun kanıtı olacak. | Open Subtitles | اينما كنت فى العالم واينما ساكون انا هذا هو الدليل اننا ننتمى كلانا للاخر |
| Elimizdeki tek ipucu. | Open Subtitles | هو الدليل الجيد الوحيد الذي وجدناه طوال النهار |
| Sarah Jean'ı kurtarmak için gereken ipucu bu. | Open Subtitles | هذه هو الدليل اننا بحاجة لإنقاذ سارة جين |
| O sese göre davranmaya başladığında bulabildiğin kanıtlar, sesin söylediklerini pekiştiriyor. | Open Subtitles | بمجرد ان تشعر بها فان الدليل الوحيد الذى تراه هو الدليل الذى يدعم حدسك |
| İngiltere'de yaptığı şeyin karşılığı ölümdü, ama ona karşı ne tür bir kanıt vardı? | Open Subtitles | إن الرجال يشنقون في انجلترا للذي فعله و لكن ما هو الدليل ضده ؟ |
| Her zamanki Tur rehberi nerede? | Open Subtitles | أين هو الدليل السياحي المعتاد؟ |
| Eğer şu an bu mesajı izliyorsanız bu aranızdan en az biri deneyimizin başarılı olduğunun kanıtıdır demektir. | Open Subtitles | لو كنتم تشاهدون هذا الآن فهذا يأكد أن أحدكم هو الدليل على نجاح تجربتنا |
| Ayak izlerinin dışında, katilin bıraktığı tek kanıt bu. | Open Subtitles | علاوة على اَثار الأقدام هذا هو الدليل الوحيد الذي تركه هذا الرجل |
| kanıtı da burada. Elbette gerçekler. kanıtı da burada. | Open Subtitles | لكن بالتأكيد هم من ينقشوها، و ها هو الدليل. |
| Bu, maddeyle ruh arasındaki bağlantının kanıtı gibi gözüküyordu. | Open Subtitles | بدا هذا هو الدليل علي وجود رابط بين المادة و الروح |
| İyileşirse, istediğin kanıtı almış olursun. | Open Subtitles | وعندما يتحسّن، فسيكون هذا هو الدليل الذي تحتاجه |
| İşte kanıtı, yıllardır talepler, zabıt döküntüleri ve mızmız şikayet kayıtları yüzünden şişmiş dosyalar ile mahkememi ayak yoluna çevirdiler. | Open Subtitles | هذا هو الدليل القرارات وبقية الفتات من العدالة الذين تقدموا للحصول عليه طول السنين |
| Hiç şaşmam. Ama elimdeki tek ipucu bu. | Open Subtitles | ذلك لن يكون صادماً، لكن هذا هو الدليل الوحيد الذي لديّ |
| Şu anda elimizde olan tek ipucu bu. | Open Subtitles | هذا هو الدليل الوحيد المتوافر لدينا حاليــا |
| Tüm görsel kanıtlar birçok parametreye karşı ölçülmelidir, zaman çoğu kez en etkilisidir. | Open Subtitles | جميع الدلائل البصريّة يجب قياسها بعامل قياس مزدوج الوقت هو الدليل الأهم |
| - İşte kanıtlar! - Kim çiftliğini 1 pesoya satar ki? | Open Subtitles | ها هو الدليل - من يبيع أرضه مقابل بيزو واحد؟ |
| Bak Lisa, elimdeki kanıt da bir kanıt. | Open Subtitles | ليزا , انظري . الدليل الدليل الذي املكه هو الدليل الذي املكه |
| Belli ki, bu şeytani güçlerin mezarlarından gelip anahtarlarının yerini değiştirdiği konusunda inkâr edilemez bir kanıt. | Open Subtitles | من الواضح ، وهذا هو الدليل أن قوات الشر جائت من القبر لنقل مفاتيحك |
| - Tur rehberi Audrey mi? | Open Subtitles | -Audrey هو الدليل السياحي؟ |
| - Tur rehberi. | Open Subtitles | - هذا هو الدليل |
| Eğer şu an bu mesajı izliyorsanız bu aranızdan en az biri deneyimizin başarılı olduğunun kanıtıdır demektir. | Open Subtitles | لو كنتم تشاهدون هذا الآن فهذا يأكد أن أحدكم هو الدليل على نجاح تجربتنا |
| Seni hapse tıktırmak için bana gereken tek kanıt gebe kalma tarihin. Pekâlâ, pekâlâ. | Open Subtitles | تاريخ الحَمل هو الدليل الوحيد الّذي احتاجه لابقائك بعيدًا |