Tek yaptığım şey bilginin sunuluş sırasını değiştirmek. | TED | الشيء الوحيد الذي عملته هو تغيير الترتيب في الطريقة التي تقدم بها المعلومة |
daha önemlisi, beslenme düzenini değiştirmek | TED | الأكثر أهمية هو تغيير العادات الغذائية. |
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma. | TED | ولكن التحدي هو تغيير إدراك المجتمع للإمكانيات، وهذا تحدي كبير. |
Olmaz ama programı değiştirip Riley'le başbaşa zaman geçirmenizi sağlayabilirim. | Open Subtitles | لا، ولكن ما يمكنني القيام به هو تغيير الجدول الزمني لأتأكد من حصولكما على بعض الوقت معاً |
Yapacağımız en akıllı hareket kıyafet değiştirip bu arabayı yok etmek ve Dallas'a ulaşmak için yeni bir araca el koymak. | Open Subtitles | أذكى خطوة لدينا الآن هو تغيير الملابس، وتفقد هذه السيارة... واغتصب و سيارة جديدة للوصول الى دالاس. |
- Değişikliğe ihtiyacımız var. - Hemen. | Open Subtitles | ما نحتاجه هو تغيير .الان |
Bir tek pijamalarımı değiştirmekten hoşlanıyorsun gibi görünüyor. | Open Subtitles | الأمر الوحيد الذي تستمتعين به هو تغيير ملابس نومي |
Sadece çok büyük bir değişiklik ama kötü değil. | Open Subtitles | إنّما هو تغيير كبير. -إنّه ليس سيّئاً . |
Bu yüzden ben bugün uyku hakkındaki görüşlerinizi, fikirlerinizi ve düşüncelerinizi değiştirmek istiyorum. | TED | لذلك ما أود فعله اليوم هو تغيير رؤاكم، وتغيير أفكاركم وتصوراتكم للنوم. |
Yaptığım tek şey, görüntü karesindeki noktaların rengini değiştirmek, siyahtan maviye, maviden siyaha. | TED | كل ما أفعله هو تغيير لون النقاط من الأزرق إلى السود ومن الأسود إلى الزرق |
Amacım insanların otizm ve yüksek fonksiyonlu Asperger'e sahip bireylere karşı bakışını değiştirmek, çünkü yapabilecekleri çok şey var. | TED | إن هدفي هو تغيير نظرة الناس عن التوحد و المصابين باضطراب طيف التوحد. لأن هناك الكثير الذي يمكنهم أن يصنعوه. |
Ama ampulleri değiştirmek kadar yasaları değiştirmek de önemli. | TED | إن تغيير مصابيح الإضاءة أمر هام لكن الأهم هو تغيير القوانين |
İstediğimiz çoğu şey gerçekliği değiştirmek, onu kendi arzularımıza, dileklerimize uydurmak ve öncelikle onu anlamamız gerekiyor. | TED | غالباً ما نريده هو تغيير الواقع، ليتلآئم مع رغباتنا، ومع أمانينا، وأعتقد اننا يجب أن نرغب أولاً في فهم ذلك. |
Sahel bölgesinde henüz kullanılmamış bir tarım potansiyeli var. Bu potansiyeli harekete geçirmenin yolu da piyasa şartlarını değiştirmek. | TED | يوجد إمكانات زراعية غير مستغلة في الساحل، وكل ما يتطلبه الأمر هو تغيير حالة السوق لتفعيل هذه الإمكانات. |
Eğer ki bunun fiyatı birkaç kredi kartını değiştirmek olacaksa ,öyle olsun. | Open Subtitles | اذا كان الثمن الذي سأدفعه هو تغيير بطاقاتي من وقت لآخر، ليكن الأمر |
Adam hiçbir şey düşünmüyordu. Tek istediğim görev tanımını değiştirip herkese kamyon sürme şansı vermeleri. | Open Subtitles | كل ما أريده هو تغيير المسمى الوظيفي |
Yapmam gereken tek şey dövüşü değiştirip onu Bahrain'e geri götürmekti. | Open Subtitles | كل ما علي فعله هو تغيير المعركة وأن أعيدها إلي (البحرين) |
- Değişikliğe ihtiyacımız var. | Open Subtitles | - إن ما نحتاجه هو تغيير |
Bir tek pijamalarımı değiştirmekten hoşlanıyorsun gibi görünüyor. | Open Subtitles | الأمر الوحيد الذي تستمتعين به هو تغيير ملابس نومي |
Ne değişiklik ama ! | Open Subtitles | ما هو تغيير. |