| Bir SS subayı olarak onlara, Heydebreck'e nakledilecekleri sözünü verdi. | Open Subtitles | وأعطاهم وعد بصفته ضابط بالقوات الخاصة بانهم سينقلون الى هايدبيرك |
| İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi. | TED | وأجلسهم هناك لساعات , وأعطاهم, في غضون ساعتين, عشرة اطباق. |
| Onları veren erkek bayan bir ajana verdi. | Open Subtitles | هو ذكر الذي عالجهم... وأعطاهم إلى الوكيل النسائي. |
| İşine son verildiğinde Khruschev ne yapmış biliyor musun... oturup iki tane mektup yazmış, yerine atanan kişiye vermiş ve şöyle demiş: | Open Subtitles | تعرف ، عندما أخرج كروشيف بالقوة جلس ، وكتب خطابان وأعطاهم إلى وريثه |
| İşine son verildiğinde Khruschev ne yapmış biliyor musun... oturup iki tane mektup yazmış, yerine atanan kişiye vermiş ve şöyle demiş: | Open Subtitles | تعرف ، عندما أخرج كروشيف بالقوة جلس ، وكتب خطابان وأعطاهم إلى وريثه |
| Ona işkence yaptıklarında adresimi ve telefonumu verdi. | Open Subtitles | لـقد عذبوه وأعطاهم اسمي وعنواني |
| Polis, anahtarı benden alıp ona verdi. | Open Subtitles | أخذ الشرطي مفاتيحي وأعطاهم لها |
| "..onlara kötü ruhları temizlemeleri için güç ve yetki verdi." | Open Subtitles | وابتدأ يرسلهم إثنين إثنين وأعطاهم سلطانًا على الأرواح النجسة" |
| Bu da onlara o kişiyle samimice oturup çok zor bir tartışma yapma fırsatını verdi, tartışma kısaca şöyleydi: "Samimi olduğunu ve bunun ne olduğunu biliyoruz, kafanın içinde sesler duyuyorsun." | TED | وأعطاهم هذا الفرصة أن يجلسوا معه برحمه وأن يخوضوا حوارً صعباً جداً، الذي كان ملخصه، "نحن نعلم أنك صادق وهذا يعني أنك بالفعل تسمع شيئاً في راسك." |
| Aslında Ryan yerel yetkililere haber verdi. | Open Subtitles | في الحقيقة ( ريان ) قام بإنذار الوحدات المحلية وأعطاهم الوقت لإخلاء المبنى |
| Onlara seçim şansı verdi. | Open Subtitles | وأعطاهم حق الإختيار |
| Onlara virüsü o verdi. | Open Subtitles | وأعطاهم الفيروس |
| Bay Kantarovski ekmek ve salatalık vermiş onlara. | Open Subtitles | وأعطاهم السيد كانتروسكي خبز وخيار |
| Onlara iş yeri adresini vermiş. | Open Subtitles | وأعطاهم عنوان عمله |