| Bu, sokaklarde gezdirebileceğiniz dünyadaki en hızlı araba. ve en pahalı üretilen araba. | TED | هذه أسرع سيارة في العالم قيادتها قانونية في الشوارع وأغلى سيارة تم انتاجها |
| Biraz pahalı ve değişik yemeklerin meraklısı olabilirim, ama o mekan, | Open Subtitles | رُبّما قد تناولت وجبات أفخم وأغلى من قبل ولكن، هذا المطعم.. |
| Peki, en pahalı birinci kumarhane neresi? | Open Subtitles | حسنا صحيح , وأين هو أول وأغلى مكان للقمار إذن ؟ |
| Bize gösterdiği sadece ve sadece yüreklerimizdeki en gizli ve en umutsuz arzularımız. | Open Subtitles | إنها لا ترينا أقل أو أكثر من أعمق وأغلى أمانينا. |
| ve en pahalı adalar paketinden bir tane. | Open Subtitles | تحليل الشرائح؟ وأغلى جولة سياحيّة لديك للجزر |
| Myers'ın jüri kararı ABD tarihinin en uzun ve en pahalı duruşması oldu. | Open Subtitles | وقد صدر الحكم ضد مايرز بعد واحدة من أطول وأغلى المحاكمات في تاريخ الولاية |
| Meşhur cinayet silahları bizim için de çok pahalı. | Open Subtitles | بنادق جرائم القتل الشهيرة مكلفة وأغلى من مقدرتنا |
| En iyi kıyafetleri giyip, en pahalı takıları takarak. | Open Subtitles | يرتدون أفخم ملابس تم تصميمها وأغلى مجوهرات |
| Martin Rydell'i yemeğe davet ettiğimde şehrin en pahalı restoranlarından birinin adını verirsem işe yarayacaktır. | Open Subtitles | عندما دعوت مارتن رايدل على الغداء سيساعد ذلك حين أذكر إسم أحد أشهر وأغلى المطاعم في المدينة |
| Dünyanın en büyük ve en pahalı ordusu bizde ama hala havaalanlarında ayakkabılarına ve iç çamaşırlarına bomba sıkıştırmaya çalışan bombacılardan korkuyoruz. | Open Subtitles | نحن أكبر وأغلى جيش في العالم ولا نزال نخشى الأحذية والقنابل البيضاء الصغيرة في المطارات. |
| Dünyanın en büyük, en pahalı ordusu ülkemizde ama hâlâ havaalanında ayakkabı ve slip don bombalarından korkuyoruz. | Open Subtitles | نحن أكبر وأغلى جيش في العالم ولا نزال نخشى الأحذية والقنابل البيضاء الصغيرة في المطارات. |
| John Roebling adlı Alman-Amerikan bir mühendis New York'un Doğu Nehri üzerine tasarlanmış en büyük ve en pahalı asma köprüyü inşa etmeyi önerdiğinde resmi görevliler açıkça şüpheci yaklaşmışlardı. | TED | لذلك عندما قام المهندس الألماني الأمريكي الذي يدعى جون روبيلينغ باقتراح بناء أضخم وأغلى جسر معلق من الممكن تصوره فوق الناحية الشرقية لنهر نيويورك كان من الطبيعي أن يتخوف مسؤولو المدينة |
| Albert'in şehirde olduğunu duydum bende Londra'nın en pahalı ikinci kumarhanesinde sizi bulabilmek için bekledim. | Open Subtitles | سمعت أن (آلبرت) في المدينة لذا , قمت بتفقد ثاني أكبر وأغلى مكان للقمار في لندن وقمت بانتضارك حتى تأتي للنزهه |
| Alüminyumun bir zamanlar dünyada en nadir bulunan ve en değerli metallerden biri odluğunu biliyor muydun? | Open Subtitles | هل تعلمين أن الألومنيوم كان واحد من أندر وأغلى المعادن في العالم؟ |