| Arvin, babalık nüansını anlamıyor olabilirim ama emin olduğum bir şey var. | Open Subtitles | آرفين، الفرق الدقيق من إبوة قد يتملّص ني، لكن هناك شيء واحد أنا متأكّد. |
| Emin olduğum bir şey varsa o da kafamın artık iyi olmadığı. | Open Subtitles | شيء واحد أنا أعرف على وجه اليقين، أنا لم يعد عالية. |
| Çok iyi olduğum bir şey varsa o da yutmak. | Open Subtitles | - حسنا , أنا لاأختنق ابدا هناك شيئ واحد أنا جيد بة |
| Emin olduğum tek şey üniversite. Üniversiteye gitmeyi planlıyorum. | Open Subtitles | شيء واحد أنا واثق منه هو الجامعة أناحتماً أنوي الذهاب إليها |
| Kendine yakışan bir tane seç demiştin. | Open Subtitles | قُلتَ لإلتِقاط واحد أنا كُنْتُ مرتاحَ مَع. |
| Bazen hepimiz merak ederiz. Ama emin olduğum bir şey var. | Open Subtitles | جميعنا سنتساءل فى وقت ما لكن هناك شىء واحد أنا متيقن منه... |
| Ama, emin olduğum bir tek şey var. | Open Subtitles | لكن هناك شيء واحد أنا متأكّد. |
| Emin olduğum bir şey varsa o da Savannah ile harika ebeveynler olacağınız. | Open Subtitles | هناك شيء واحد أنا متأكد منه, |
| Sayın Bakan, ona emin olduğum tek şeyi hatırlatın. | Open Subtitles | سيادة الأمين ، ذكره بشيء واحد أنا متأكد منه |
| Ama, emin olduğum tek şey var. | Open Subtitles | ولكن هناك شيئا واحد أنا غير مشوش بشأنه |
| Okumak zorunda kalmadığım bir tane seç. | Open Subtitles | ولا واحد أنا يَجِبُ أَنْ أَقْرأَ. |