| Nişan yüzüğünün tek bir tarzı olduğunu sanıyordum. Birçok tarzı olduğunu bilmiyordum. | Open Subtitles | إعتقدت ان خاتم الخطوبه بشكل واحد, لم أعرف أنه يوجد أشكال كثيره |
| Yıllardır didişiyoruz. Ama ikimiz de tek bir.. | Open Subtitles | ولكن لدينا عامل مشترك واحد لم نحب أمراءة واحدة أبداً |
| Bu, söylemediğim tek bir şey haricinde çoğunlukla doğruydu. | Open Subtitles | , كان حقيقيا ولكن كان هناك شيء واحد لم يذكر |
| Kontrol etmediğim tek bir şey kaldı, efendim. 15. ambar. | Open Subtitles | هناك شيء واحد لم أتحقق منه سيدي المستودع 15 |
| Ne yaparsanız yapın, hesaba katmadığınız bir şey var. | Open Subtitles | حسناً , لطالما آثرت ذلك لكن هنالك شي واحد لم تضعه بالحسبان |
| Ne yaparsanız yapın, hesaba katmadığınız bir şey var. | Open Subtitles | حسناً, لطالما آثرت ذلك لكن هنالك شي واحد لم تضعه بالحسبان |
| Aklıma takılan bir şey var Doktor, bana söylemediğin tek bir şey. | Open Subtitles | ولكني أستمر بالتذكر دكتور هناك شيء واحد لم تقله لي |
| Ülkenin her yerinde görev yapmıştım. Bu süre boyunca değişmeyen tek bir şey vardı: | Open Subtitles | تم وضعي في كل الأماكن الصعبة في العالم بأكمله، وهناك شيء واحد لم يتغير |
| Ülkenin her yerinde görev yapmıştım. Bu süre boyunca değişmeyen tek bir şey vardı: | Open Subtitles | تم وضعي في كل الأماكن الصعبة في العالم بأكمله، وهناك شيء واحد لم يتغير |
| Üç ace'den sonra, dördüncü ace'in gelmeyeceğini düşünen tek bir kişi bile yoktu. | Open Subtitles | بعد الثلاث تقدمات تلك, لم يكن هناك شخص واحد لم يعتقد أن الهزيمة النكراء آتية. |
| Craigh na Dun'daki o gün pek çok şey söyledik ama söylemediğim tek bir şey vardı. | Open Subtitles | في ذلك اليوم عند كريغ نيدون قلنا أشياء كثيرة لكن كان هناك شيء واحد لم أقله |
| Çok şey. Ama parmaklıklarda geçen 8 yıldan sonra değişmeyen tek bir şey var. | Open Subtitles | لكن بعد 8 سنين في زنزانة، ثمّة أمر واحد لم يتغيّر أبدًا. |
| Dragonette'e giremeyen tek bir kız vardı ve sebebi Nazi sempatizanı olmasıydı. | Open Subtitles | هناك شخص واحد لم يدخل فريق دراجونيت والسبب أنها كانت من المتعاطفين مع النازية |
| Geriye tek bir kişi kaldı. | Open Subtitles | بقي شخص واحد لم يعرفنا على نفسه |
| "Bu nedenle ilk iki yılda başarısız olmayan tek bir birleşme yoktur... | Open Subtitles | "لهذا السبب لم يكن هناك اندماج واحد لم يفشل |
| Test etmedikleri tek bir şey var. | Open Subtitles | ثمّة شيء واحد لم يقوموا باختباره |
| Müze olayını arkamda bırakmaya çalıştım ama göz ardı edemediğim tek bir şey vardı. | Open Subtitles | لكن هنالك شئ واحد لم استطع ان اتأكد منه |
| tek bir adam bütün bunları kendi başına düzenlemiş olamaz. | Open Subtitles | رجل واحد لم ينسق كل هذا بنفسه. |