| Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederin | Open Subtitles | مثل سلالة الملوك تيار يتدفّق بسرعة شديدة من الذاكريات والأحزان |
| Şöhret yerine acı hüsranlar ve çetin ıstıraplar geldi. | Open Subtitles | وبدلاً من المجد، ألاقي آلام الاحباط، والأحزان القاسية |
| Büyük savaşlar geçirdim ve yeterince keder yaşadım. | Open Subtitles | لقد استطعت النجاة من الحروب والأحزان العظيمة |
| İçinden dünyaya salgın hastalıklar, kederler ve insanlığa karşı her türlü kötülük yayıldı. | TED | فانطلقت منه الطواعين والأحزان ، وكل أنواع الشر ضد البشر . |
| Hatırla, hatırla acı ve hüzün çınlar siyahın içinde... | Open Subtitles | والآلام والأحزان* تشعر بوخز السواد كل شيء بلون الكهرمان*، كل شيء بلون الكهرمان، |
| Sonunda tüm iyi ve kötü zamanlarda yoklukta ve bollukta kasabalılar inançlarına sıkı sıkıya bağlanırlar. | Open Subtitles | ...إذاً، في السراء والضراء ...في الأعياد والأحزان القرويون تحملّوا الصوم طبقاً لتقاليدهم |
| Genç aşklar, inişler, çıkışlar ve bir oda balonlarla dolu. | Open Subtitles | الحب اليافع... إنه مليء بالأفراح والأحزان والغرف المملوءة بالبالونات |
| Acı ve kederli bir hayat, yarına hiç umut yok | Open Subtitles | حياة البؤس والأحزان بلا أمل للغد |
| üzüntü ve endişeleri kucaklar. | Open Subtitles | الجروح والأحزان |