| Bu delici patlamaya sürükleyen açgözlülük ve zarar verme haliydi. | TED | كان الجشع والتهور الذي قاد إلى تفجر حفر التنقيب |
| Bu adamı küstahlığından ve ihanetten itham ederim. | Open Subtitles | أتهم هذا الرجل ألأسقف فيشر بالغطرسة والتهور وعدم الأخلاص |
| Dünyanın en harika kadın porno yıldızlarının baş döndürücü çıkışları ve hızlı düşüşlerinin mütevazı hatırlatıcısı. | Open Subtitles | والنصب التذكاري المتواضع للصداع الصاعد والتهور الهابط عن حياة نجمات الإثارة |
| KundakçıIıktan, çevreye zarar vermekten ve ev sahibinin posta kutusuna boru tipi bomba yerleştirdiği içinde silah bulundurmaktan sabıkası var. | Open Subtitles | مع سوابق افتعال حرائك والتهور المعرض للمخاطر وتهمة امتلاك سلاح على حشر قنبلة أنبوبة في صندوق بريد مالك أرض |
| Etkileyici ve çılgınca olmanın yanlış tarafı ne? | Open Subtitles | إذن ، ما الخطأ في الجنون والتهور ؟ |
| Kararlı ve inatçı kişileriz. | Open Subtitles | ،كلانا حازمان نفس العتاد، والتهور |
| ..çevik ve atılgan bir gencin kendine olan güveni ile.. | Open Subtitles | خفه الحركه والتهور ثقه النجمه الصغيره |
| Mahkeme bay Pinkus'un kazadan sorumlu olmadığını tespit etti Uh, ve davayı kayıp mı ettiler? | Open Subtitles | كانداس) و (هانك ديل) قدمو دعوه ضد (ستيفن بينكس) بتهمة الإهمال والتهور) |
| Kayıtsızlık ve maceraya olan meyline veriyorum. | Open Subtitles | وانت تميلين للمغامرة والتهور |
| ve pervasız, tabii ki. | Open Subtitles | والتهور. |