| Bir bakalım. Belli ki çocuk yakışıklıymış. Ve güzellik kızları cezp eder. | Open Subtitles | دعينا نرى , هو شاب جميل المظهر بشكل واضح والفتيات تنجذب للجمال. |
| Ayrıca biliyoruz ki, erkekleri ve erkek çocukları dahil etmeden kadınları ve kızları tamamen güçlendiremeyiz. | TED | وما نعرفه أيضاً لا يمكننا تمكين النساء والفتيات إلاّ بانخراط الرجال والفتيان. |
| Şimdi dünyayı dolaştığınızda, sık sık yapıyorsunuz bunu, kadınların ve kızların yerini nasıl görüyorsunuz? | TED | على اعتبارك تدورين حول العالم بصورة مستمرة كما تقدرين فيما يخص منحى النساء والفتيات حول العالم ؟ |
| Kızlarla birlikte dün gece yaptığınız iş gerçekten cesaret isterdi. | Open Subtitles | ما أظهرتموه أنت والفتيات في الليلة الماضية كان عزم حقيقي |
| Filmler, oyunlar, kızlar ve başka aptal şeyler geleceğiniz bekliyor. | Open Subtitles | هيا، عجلوا. أفلام، لعبة البولنج والفتيات وأشياء غبية مستقبلك ينتظر |
| Her hâlükârda, bu tip şeyler, yani şiddete başvurma ve kutsal yazıların yanlış yorumlanması gibi, kadınlara ve kızlara kötü davranmanın sebebi, temel nedeni. | TED | لكن اللجوء للعنف، هو سوء فهم للنصوص الدينية. هذا هو السبب الرئيسي لاستغلال النساء والفتيات |
| hayatı, kızları ve votka içmeyi seven neşeli ve çok şeker bir adam olduğunu anlardınız. | Open Subtitles | كان مرحًا، وشابًا محبوبًا يعشق الحياة، احتساء الڤودكا، والفتيات |
| Hepsinden güzeli, bütün garson ve şov kızları gerçek ingiliz. | Open Subtitles | إنه الأفضل النادلات والفتيات العارضات بريطانيات أصيلات |
| Balo kraliçeliğine aday olan tüm kızları kutlarız. | Open Subtitles | مبروك للشباب والفتيات الذين تم ترشيحهم كملوك لحفلة التخرج |
| ya da ben, seni ve kızları 8-10 sene göremem. | Open Subtitles | أنا أراك أنتى والفتيات بين ثمانيه وعشر سنوات |
| Mesele, kızların ve erkeklerin zorluklara | TED | الفرق هو في كيفية مقاربة الأولاد والفتيات لتَحَدٍّ ما. |
| İzninizle daha açık olayım: Bu kadınların ve kızların her şeyi düzeltmesi gerektiği anlamına gelmiyor. | TED | هذا لا يعني أن النساء والفتيات مسؤولون عن إصلاح كل شيء ، على الرغم من أننا ربما سنفعل. |
| Eskilerde kimin ne düşündüğünü ve kızların dayanılmaz bulduğu şeyleri önemsemezdik. | Open Subtitles | بذلك الوقت لم نكن نهتم بآراء الآخرين والفتيات وجدوا فينا ذلك لا يقاوم |
| Kızlarla onun poposuna bakacağız derken gözümüz şaşı oldu. | Open Subtitles | لقد تورمت عينى أنا والفتيات من التحديق فيه |
| Gangısterrap'i, kahve ve genç Kızlarla flört ederek. | Open Subtitles | مع حرسه الخاص حيث رقصة الراب ، والقهودة ، والفتيات المراهقات |
| Gangısterrap'i, kahve ve genç Kızlarla flört ederek. | Open Subtitles | حيث رقصة الراب ، والقهودة ، والفتيات المراهقات |
| Benim gibi insanlara yeterince empati yapamıyorsanız, peki ya vücutlarıyla sorunlar yaşayan kızlar ve kadınlara da empati yapamıyor musunuz? | TED | اذا لم يكن بمقدورك أن تراعي بما يكفي الأشخاص مثلي، فماذا عن النساء والفتيات اللواتي يعانين من صورة أجسادهن؟ |
| Görünüşe göre kadınlar, kızlar ve küresel ısınma arasındaki temel bağlantı hayat değil ölümün kendisi. | TED | ليست الحياة ، بل الموت. ويتزايد الوعي بأن الآثار المناخية تصيب النساء والفتيات أشد الضرر ، |
| ve benim de şehire gitmeye diskolara ve kızlara. | Open Subtitles | وأودّ التوجه إلى المدينة، لرقص الديسكو والفتيات |
| Ve sonra düşündüm ki, Meksika ve kızlar için her şeyi yapabilirdim. | TED | و هكذا فكرت في المكسيك والفتيات الجميلات بامكاني ان افعل اي شيء |
| Dünya üzerinde yayılan büyük iki olay var: Bunlardan birisi küresel ısınma diğeri ise kadınların ve kız çocuklarının yükselişi. | TED | هناك ظاهرتان قويتان تتكشفان على الأرض: تنامي الاحترار العالمي وتنامي شأن النساء والفتيات. |
| Sen burada Gracie'ylesin, Matt başka bir yerlere kaçtı Kızlarsa kendi aileleriyle meşgul. | Open Subtitles | أنت هنا مع "غرايس", و"مات" في مكان ما, والفتيات مشغولات مع عائلاتهن. |
| Ve beraber tüm o hoş kızlardan ve erkeklerden daha iyiydik. | Open Subtitles | ولقد كنّا أفضل بكثير من كل هؤلاء الفتية والفتيات اللطيفون، |
| Clean Start sosyal bir girişim ve kadınlara ve küçük kızlara ikinci bir şans vermeyi amaçlıyor. | TED | وهذه المؤسسة هي مؤسسة اجتماعية والتي تسعى لإعطاء هؤلاء النساء والفتيات فرصة ثانية. |