| 18 yaşında olmaktan... hoşlandığımı... ve Yokohama'dan ne kadar uzakta olduğumu... | Open Subtitles | أن أكون فى الثمانية عشر وأشعر بالبرودة وبعيدا عن يوكوهاما |
| Ordunun ellerinden uzakta ve gazetelerin manşetlerinde olmayacak. | Open Subtitles | لكي لا يتمكن الجيش من الوصول إليها وبعيدا عن وكالات الأنباء |
| Ama aşağı bakıyor ve kameradan uzakta. | Open Subtitles | لكنها تنظر للأسفل وبعيدا عن الكاميرا.. |
| Dr. Powell, eğer bu acı tatlı duruma pek sevinmediyseniz, yani acı tatlının uzakta olacağımdan kaynaklanan acı kısmına...? | Open Subtitles | دكتورة (باول) ، الشيء الوحيد الذي يشدني في هذه اللحظة المريرة وبعيدا عن الحلوى إذا، بطريقةٍ ما، |
| Evden uzakta bir yerde. | Open Subtitles | وبعيدا عن البيت |
| Böylece şeyden uzakta kalacaklar... | Open Subtitles | نعم. وبعيدا عن... ؟ |