| Konu kötü bir ilişkinin tutsağı olmak ve bundan kurtulacak cesareti göstermek. | Open Subtitles | أنه حول أن تكون محاصرا في علاقة سيئة وتمتلك الشجاعة للخروج منها |
| Bir aletiniz ve onun dokuları kesecek sivri bir ucu olduğunu bir hayal edin. | TED | إذاً تخيل أنك تملك أداة وتمتلك طرفاً حاداً لتجري ثقباً في منديل |
| 365 mikro ödeme yaptığınızdan sonra sistem hizmetinize açılıyor ve bedava elektriğe ulaşımınız oluyor. | TED | وبمجرد قمت بــ 365 من الدفعات الجزئية، يتم إلغاء تأمين الجهاز، وتمتلك المنتج وتبتدأ بتلقي كهرباء مجانية نظيفة. |
| West Point koşu takımının yıldızı olan Tristan, hiç çorap giymeden yürür ve koşardı, zaten ayakkabılarının kokusu da bunu kanıtlardı. | TED | تريستان والتي ما كانت دائما تركض وتمشي بدون جوارب, وتمتلك أحذية ذات رائحة ندل على ذلك. |
| Hope kaybolduğu sırada potansiyel bir kurban daha vardı, aynı yaşta ve Hope'la aynı fiziksel özellikteydi ve daha erişilebilir konumdaydı. | Open Subtitles | في الوقت الذي اختفت فيه كان هناك ضحية محتملة اخرى كانت بنفس العمر وتمتلك نفس الصفات |
| Kadın dergileri çıkartıyor ve mühim bir T kanalına sahip. | Open Subtitles | تنشر العديد من المجلات النسائية وتمتلك شبكة تلفزيون هامة |
| 36 yaşındasın ve New York'ta bir dairen var. | Open Subtitles | أنت في السادسة والثلاثين وتمتلك شقة في نيويورك |
| ve Çin'de çok yakında atom bombası üretileceğinden bahsediyordu. | Open Subtitles | وماهي إلا مسألة وقت وتمتلك الصين القنبلة الذرية |
| Senin geniş bir hayalgücün var ve çok iyi masal anlatıyorsun. | Open Subtitles | انت لديك خيال واسع وتمتلك موهبة القاء الحكايات |
| Bir kitap yazacaksın ve dünyayı parmağında oynatacaksın, ha? | Open Subtitles | ستقوم بكتابة كتاب وتمتلك العالم على وتر، هه؟ |
| ve siz, bayım, bu ölüm ambarında duruyorsunuz. | Open Subtitles | فى مخزن الموت هذا وتمتلك الجرأة أن تقول لى |
| Ama hayatta kalan tırtıllar büyürler ve kuvvetlenirler. | Open Subtitles | ولكن اليساريع التي تنجو تنمو وتمتلك الحجم والقوّة |
| Hayır. Şu saçların altında benimki gibi bir beyin ve kalp var. | Open Subtitles | كلا، تحتُ هذا الشعر يوجد عقل وتمتلك قلباً كما لديّ. |
| Varsayım üzerine konuşuyorum eğer elimde, çalışma alanı kaçakçılık ve göçmenler olan sınır polisinin eline geçmemesi gereken kıymetli bir yüküm olsaydı... | Open Subtitles | ولو كنت تمتهن التهريب.. وبالطبع هذا مجرد إفتراض وتمتلك قطعةً ثمينةً يتوجب أن تخفيها عن أعين حرس الحدود.. |
| İstediği o eğitimi almış ve o kariyere sahip olmuştu. | Open Subtitles | لقد حازت فعلاً على التعليم وتمتلك تلك الوظيفة |
| 45 beygir gücünde, ABS'li ve Bay Hapşırık 3D'nin resmi arabası. | Open Subtitles | إنها بقوة 45 حصاناً وتمتلك فرامل مانعة للإنزلاق إنها سيارة السيد عطسة الرسمية ذات الأبعاد الثلاثية |
| Biliyorum parlak yeşil ve alçak ve önünde boynuzları var. | Open Subtitles | اعلم انها خضراء وتلامس الارض وتمتلك رمز الثور بمقدمتها |
| Çay içip reverans yapabilmenin dışında odun doğrayıp tavşan derisi yüzebilecek bir eşe ihtiyacım vardı. | Open Subtitles | أحتجت إلى زوجة تستطيع قطع الخشب وسلخ الأرانب وتمتلك آداب النبلاء |
| Takım elbisenin bir kokusu vardı ve o koku 49,000 önerdi. | Open Subtitles | وتمتلك البدلة رائحة $وتلك الرائحة قالت 49,000. |
| Yanında kızıl saçlı, olağanüstü bir kız çocuğu vardı! | Open Subtitles | إنها فتاة جميلة للغاية، وتمتلك شعراً أحمر! |