| Üstelik iki serveti olacak, mutlu etmeyeceği bir eş düşünemiyorum. | Open Subtitles | وثروة ثانية في الحياة يجب أن ترضي أي زوجة. |
| - Hill in karısı ve onun aile serveti hakkında yeni bilgiye ulaştım... ..milyonları ve milyonları var. | Open Subtitles | -لقد عثرت على بعض المعلومات عن زوجة هيل وثروة اهلها لديهم ملايين وملايين ويستثمرون الكثير منها في |
| İyi bir insansan ve inançlıysan Tanrı sana sağlık, zenginlik ve sonsuz mutluluk verir. | TED | إذا كنت صالحاً ومؤمناً، سوف يمنحك الله صحة وثروة وسعادة غير محدودة. |
| YZ iş arkadaşlarımın beğendiği bir seçenek, esir edilmiş bir tanrı gibi internet bağlantısı kesilmiş ve onu kontrol eden için akıl almaz teknoloji ve zenginlik getiren süper zekâ geliştirip onu insan denetiminin altında tutmak. | TED | أحد الخيارات والذي أعجب أحد زملائي يقتضي أن نبني الذكاء الخارق ونجعله تحت سيطرة البشر، كإله مستعبَد، بحيث يكون مفصولًا عن الإنترنت ويستخدم لخلق تكنولوجيا وثروة هائلة لصالح من يديرها. |
| Bu kızlarınızın ünvan ve servet sahibi erkeklerle evlenmelerine imkan sağlayacak. | Open Subtitles | هذا سيمسح لبناتكَ ان يتزوجوا رجالاً لقبِ وثروة |
| Güç, servet... | Open Subtitles | نفوذ، سُلطة وثروة وأشياء أخرى. |
| Ben sadece bir dövüş sanatçısıyım şöhrete ve servete saygım az. | Open Subtitles | أنا مجرد فنان عسكري وله إعتبار صغير للشهرة وثروة |
| İkna etmek votka ve ufak bir servete mal oldu ama değerdi. | Open Subtitles | تطلب إقناعه بالتخلي عنها، "الفودكا" وثروة صغيرة... لكن كان الأمر يستحق العناء... |
| Babasının evi ve annesinin serveti bana geçmek üzere. | Open Subtitles | منزل والدها وثروة أمها سيتم نقلها لي. |
| Kendi serveti, ve başkalarının serveti. | Open Subtitles | ثروته وثروة الاخرين. |
| Dhankor'un serveti ya da gücüne sahip olmayabiliriz. | Open Subtitles | قد لانملك قوة وثروة دانكـور |
| Aile serveti boşa olmadı. | Open Subtitles | وثروة العائلة لم تخسر نفسها |
| Çünkü eskiden avcı-toplayıcı olanlar özgürce gidip istediklerinde bilgiyi almak istiyorlardı ve bilgiyi yetiştirme işinde olanlar çevresine çitler çekmek, sahiplik, zenginlik ve mülkiyet elde etme peşindelerdi. | TED | لأن أولئك الناس الذين كانوا جماعات الصيد والجني في الأصل أرادوا أن يكونوا أحراراً وأن يتجولوا ويلتقطوا المعلومات كما أرادوا، وأولئك اللذين عملوا برعاية المعلومات أرادوا بناء الأسوار حولها إنشاء حق ملكية وثروة وبنية وتوطين |
| - Evet! Evet! - Sonraki durak arkeolojik şöhret ve servet! | Open Subtitles | نعم, نعم, المحطة القادمة شهرة وثروة... |
| Biz şöhret ve servet öneriyoruz. | Open Subtitles | نحن نعرض شهرة وثروة |
| Ted, bu delilik. Burayı yaşanır hâle getirmek için seneler geçmesi ve ufak bir servet gerek. | Open Subtitles | (تيد) هذا جنون ، ستتطلب سنوات وثروة صغيرة لتجعلها قابلة للعيش بها |
| Arayışlarının sonunda büyük bir servete kavuşacaksın. | Open Subtitles | وثروة كبيرة تنتظرك فى نهاية الرحلة |
| Ama kimse Eleanor'dan fazla gülümsemedi, ki sevgilisi beklenmeyen bir ünvana ve servete kavuşmuştu, sonuçta evlenmelerine izin verildi. | Open Subtitles | (وأكثرهم (إيلينور التي حصل حبيبها على لقب وثروة مفاجأة ممّا سمح لهم بالزواج أخيراً |