| Yoksa gençlerin güvenli ve özgür olmalarına 200 yıl daha var. | TED | وإلا، سيكون هناك قرنان آخران قبل أن يكون أولادنا وبناتنا، في أمان وحرية. |
| Artan şiddette otoriter hareketlerde bulundu, buna ticaret birliği ile özgür basını yasaklamak da dahildi. | TED | مارَس أعمالًا استبدادية. من بينها منع نقابات العمال وحرية الصحافة. |
| İngilizler, hürriyet ve ifade özgürlüğü ile övünmeye başladılar. | Open Subtitles | بدأ البريطانيون يفتخرون بأنفسهم بالحرية الشخصية ، وحرية التعبير |
| Sizin gibi insanlar kürtaj, ifade özgürlüğü gibi konulardaki kısıtlamalara karşı çıkıyor. | Open Subtitles | أشخاص مثلك يضعون قيودًا على أشياء كالإجهاض وحرية الخطاب. |
| Dünyayı yeniden tasavvur etmek için bir araçtır, öyle bir dünya ki, siyahi insanların özgürce var olabildiği, özgürce yaşayabildiği bir dünya. | TED | هي وسيلة لإعادة تخيل عالم حيث الناس السود يملكون حرية الوجود، وحرية العيش. |
| Biz aşağılık puştlara mutluluk ve özgürlük sağlayacak sihirli hap o mu olacak yani? | Open Subtitles | الدواء السحري الذي يزيح كل الحثالة ويحولها إلى سعادة وحرية ؟ |
| - Ama eğer bildiğini söylersen ve sonucu tutuklama sağlarsa belki buradaki ziyaretin boyunca koruma ve özgürlüklerden bahsedebiliriz. | Open Subtitles | لكن لو أخبرتني مما لديك وقادني هذا لأعتقال ربما نتحدث عن حماية أفضل وحرية في بقائك هنا |
| Haklısın. Demokratik özgür dünyanın liderleri endişelenmeli. | Open Subtitles | أنت محق هنا , إنهم قادة الديموقراطية وحرية العالم هم من سيقلق هنا |
| Demokrasi tehlike altında olunca özgür düşünce ve bunu dile getirme konusundaki prensiplerini ne kadar çiğnemeden durabileceklerdi? | Open Subtitles | عندما تتعرض الديمقراطية للتهديد، فإلى متى ستتمسك بمبادئك بحرية التفكير وحرية التعبير؟ |
| Onlardan uzakta, özgür ve güvende olur. | Open Subtitles | وسيكون في أمان وحرية منهم على الاقل |
| Sizin gibi insanlar kürtaj, ifade özgürlüğü gibi konulardaki kısıtlamalara karşı çıkıyor. | Open Subtitles | أشخاص مثلك يضعون قيودًا على أشياء كالإجهاض وحرية الخطاب. |
| Ayrıca kürtaj ve ifade özgürlüğü konularında kısıtlamalar mevcut. | Open Subtitles | وهناك قيود على الإجهاض وحرية الخطاب. |
| Ayrıca kürtaj ve ifade özgürlüğü konularında kısıtlamalar mevcut. | Open Subtitles | وهناك قيود على الإجهاض وحرية الخطاب. |
| Kesinlikle neşeyle, özgürce ve aşkla kayıyor. | Open Subtitles | بالتأكيد تتزحلق ببهجة وحرية وحبّ |
| Taban tabana zıt olsak da Almanya bana bir yuva verdi ve işimi özgürce yapmamı sağladı. | Open Subtitles | على العكس تماما، (ألمانيا) وفرت لي وطنا وحرية لممارسة عملي |
| "Kardeşlik ve özgürlük." Yuri, ne harika sözler. | Open Subtitles | "إخوة وحرية " يوري ما هذه الكلمات الرائعة ؟ |
| Sofia'ya bakmak bana büyük bir mutluluk... ve özgürlük hissi veriyor. | Open Subtitles | لقد ألهمتني العناية بـ(صوفيا) بهجة عارمة وحرية كبيرة |
| "Kardeşlik ve özgürlük." | Open Subtitles | "إخوة وحرية " |
| - Ama eğer bildiğini söylersen ve sonucu tutuklama sağlarsa belki buradaki ziyaretin boyunca koruma ve özgürlüklerden bahsedebiliriz. | Open Subtitles | لكن لو أخبرتني مما لديك وقادني هذا لأعتقال ربما نتحدث عن حماية أفضل وحرية في بقائك هنا |