| Ona alttaki çekmecede olduğunu söyle, onu dün oraya koydum, tamam mı? | Open Subtitles | ، إنه في الرف السُفلي يا عزيزي لقد وضعته هناك بالأمس ، حسناً ؟ |
| Değerli bir malım vardı ve oraya koydum ama şu an yerinde değil. | Open Subtitles | كان لدي شيئ ثمين انا وضعته هناك لكنه لم يعد هناك |
| Korumaya saldırmasından sonra onu oraya koydum. | Open Subtitles | وضعته هناك بعد أن أعتدى على حارسًا |
| Belki bir ihtimal Hope onu oraya koymuş olabilir. | Open Subtitles | ويوجد احتمال صغير بأن (هوب) وضعته هناك |
| Bree eşinizin silahı oraya koyduğunu düşünüyor ve Beth'in onlardan birinin seni vuran olduğunu düşündüğünü söylüyor. | Open Subtitles | تظن (بري) أن زوجتك وضعته هناك حتى تورط بعضاً من صديقاتها في حادثتك |
| Oraya koymuştum ama yok. | Open Subtitles | لقد وضعته هناك وهو ليس هناك. |
| Eğer içeceğini arıyorsan, oraya koydum. | Open Subtitles | إن كنت تبحثين عن شرابك فقد وضعته هناك |
| Zoe oraya koymuş olmalı. | Open Subtitles | (زوي) بالتأكيد وضعته هناك |
| Shane, oraya koyduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | شين) ، لقد قلت أنك وضعته هناك) |
| - Yüzüğüm. Oraya koymuştum. | Open Subtitles | أنه خاتمي لقد وضعته هناك |
| Dün gece Oraya koymuştum. | Open Subtitles | وضعته هناك الليلة الماضية |