| Kendi bencilliğim beni yiyip bitirmişti ve kendimi onun yerine koyamıyordum. | TED | كانت أنانيتي تحركني ولم أكن قادرة على وضع نفسي مكانها |
| Nihayet, kendimi başka insanların yerine koymanın önemini anlamaya başlıyordum. | TED | وأخيراً بدأت فهم أهمية وضع نفسي مكان الآخرين |
| Aklımı serbest bırakmam çok kolay çünkü kendimi küçük bir kalıba sığdırmaya çalışmıyorum. | TED | مثلا، سهل بالنسبة لي ان أطلق العنان لعقلي لأني لا أحاول وضع نفسي في صندوق صغير. |
| kendimi bir kalıba sokmaya çalışsaydım burada olmazdım, şimdi yaptıklarımın yarısını bile yapamazdım. | TED | إذا كنت أحاول وضع نفسي في صندوق، لما كنت هنا، ولما تمكنت من إنجاز نصف ما أنجزته إلى الآن. |
| Ama kendimi hiç de olmadığım bir kalıba sokmaya çalıştığımın farkına vardım. | TED | لكنني توصلت إلى قناعة أنني كنت أحاول وضع نفسي في قالب لا يناسبني |
| kendimi, hayatımda, bu şekilde bir riske atmak istedim. | TED | وددتُ لو أني تمكنتُ في حياتي الخاصة من وضع نفسي في مخاطرة من هذا القبيل. |
| Şu şekilde düşünmem gerekirken ''Bu karakterle kendimi nasıl özdeşleştirebilirim?'' | TED | وبدلًا من التفكير: "كيف يمكنني وضع نفسي مكان هذه الشخصية؟" |
| Ve bazen ailemin parası olmadığı için kendimi şanslı hissediyorum... çünkü her zaman kendimi zorluyorum. | Open Subtitles | وأحياناً أعتقد بأنني محظوظة أن عائلتي لم تمتلك المال لأنه كان عليّ دائماً وضع نفسي هناك. |
| - Ne? - kendimi bu duruma ben soktum. | Open Subtitles | ماذا؟ وضع نفسي في هذا الموقف .. في محاولة اختيار غرباء |
| Bir hiç için gidip kendimi ortaya atmazdım. | Open Subtitles | و لم يكن عليَ الذهاب و وضع نفسي في ذلك الموقف بدون جدوى |
| Hikayeler ortaya çıkmadan kendimi konuya dahil etmeyi düşünmüyorum. | Open Subtitles | لا أريد وضع نفسي في المعمعة قبل حدوثها على أي حال، وما ستأخذه |
| kendimi o adamın yerine koymaya çalışıyorum sadece. | Open Subtitles | أنا احاول وضع نفسي في مكان هذا الرجل. |
| yaptığım şeyler için, ve kendimi koyduğum yere ait değilim. | Open Subtitles | لما أفعله ... وضع نفسي في أماكن قد لا أنتمي إليها |
| kendimi hırpalayıp durmayacağım. | Open Subtitles | سأتوقّف عن وضع نفسي في هذا الأمر، سأذهب |
| Ailemi ve kendimi bu durumlara sokan kişi bendenizim. | Open Subtitles | أنا من وضع نفسي وعائلتي في هذه الحاله |
| Pekala, kendimi seninle özdeşleştirebilirim. | Open Subtitles | صحيح، هنا يمكنني وضع نفسي مكانك. |
| kendimi rahatsız edici bir konuma sokmak istemiyorum? | Open Subtitles | لا أريد وضع نفسي في موقف غير مريح |
| kendimi neden bu durumun içerisine sokuyorum? | Open Subtitles | لماذا قد أنوي وضع نفسي في هذا الموضع؟ |
| Onun gibi düşünmek, onun gibi olmak kendimi onun yerine koymak. | Open Subtitles | لافكر مثله, لاكون مثله, وضع نفسي مكانه. |
| kendimi ön planda tutma zamanı. | Open Subtitles | ألم يحين أوان وضع نفسي في الأولوية؟ |