| Güney Carolina'da hava.: Gece ve sabah saatlerinde alçak bulutlar... | Open Subtitles | في طقسِ كارولينا الجنوبية غيوم منخفضة في وقت متأخر من الليل وفي وقت مبكر صباحا |
| Adamlar barda toplandı ve sabahın erken saatlerinde bu yaratığı bataklığa attılar. | Open Subtitles | أما الرجال تَجمّعوا في الحانةِ وفي وقت مبكّر صباحاً تَخلّصوا من الوحشِ في المستنقعِ حيث غَرقَ الوحش بصوت تَعِس |
| O gecenin ilerleyen saatlerinde, bir sese uyandım. | Open Subtitles | وفي وقت لاحق من تلك الليلة، أيقظتي صوت من النوم |
| Her adımda en aza indirgenmesi gereken maliyetler vardır ve bir noktada şirket der ki bırakın bunu da başkası halletsin. | Open Subtitles | ادارة الاعمال امرا صعبا. هناك تكاليف يجب تقليصها في كل مطلب مناسب وفي وقت ما تقرر الشركة |
| Ve bir noktada gitmek istediğin bir adayı farkediyorsun. | Open Subtitles | وفي وقت ما, تدرك ان هناك قريه نائيه تود زيارتها. |
| Bir süre sonra, iki erkek geyik göl kıyısında dövüştüler. | Open Subtitles | وفي وقت لاحق، تقاتل الأيلان على ضفة النهر |
| O gecenin ilerleyen saatlerinde, bir sese uyandım. | Open Subtitles | وفي وقت لاحق من تلك الليلة، أيقظتي صوت من النوم |
| İşte, çıkarıp buraya koyacağım, akşamın ilerleyen saatlerinde siz ... Onu alıp ellemenizi istiyorum. | TED | هنا، سأقوم بوضعها هناك، وفي وقت لاحق من هذه الليلة، يمكنكم... أريدكم أن تمسكوه وتتعاملوا معه. |
| Akşam saatlerinde McDoogle ailesi kokteyl saatinin tadını çıkartıyordu. | Open Subtitles | وفي وقت لاحق، وMacDougals كانوا يتمتعون ساعة الكوكتيل، و |
| Sonraki günün ilk saatlerinde, | Open Subtitles | في اليوم التالي ، وفي وقت مبكر |
| Bugün sabah saatlerinde bir krokodil hayduduyla ile birlikte zorla mülke girdiğini söylüyorlar. | Open Subtitles | يقولون انك تشاجرت في وفي وقت سابق اليوم... مع... تمساح اللصوص. |
| Bir noktada korsanlığın bastırılması konusunda dahi makul olabilirdi. | Open Subtitles | وفي وقت معين، كان منطقياً بشأن قضية قمع القرصنة |
| Benim geldiğim yerde belirli bir noktada bir adam başka bir adamın ağzına yumruğu çakar. | Open Subtitles | من حيث أتيت، وفي وقت ما ضرب شاب رجلاً آخر على فمه |
| Ve bir noktada, "Büyüyünce ne olmak istersin" sorusu | TED | وفي وقت ما يتحول السؤال، " ماذا تريد أن تصبح عندما تكبر؟ " |
| Ancak artık dinlediğimiz her noktada çatal kuyruklu balina, kambur balina ve katil balinaların seslerini duyabiliyoruz. Giderek daha kuzeyde ve sezon dışında duyulabiliyorlar. | TED | لكننا الآن، وحيثما أنصتنا، فإننا نسمع أصوات حيتان الزعانف والحيتان الحدباء والحيتان القاتلة، في أقاصي الشمال، وفي وقت جد متأخر من الموسم. |
| Bir noktada, elindeki kâğıtları bıraktı ve bana dik dik bakıp, | Open Subtitles | rlm; وفي وقت ما، وضعت أوراقها جانباً، rlm; ونظرت في عينيّ مباشرة، وقالت، |
| Kısa bir süre sonra babam, mutsuzluğundan, çok daha mutlu birisi olmaya başladı. | Open Subtitles | وفي وقت لاحق أبي تحوّل من التعيس الى السعيد جداً |
| Kısa bir süre sonra, ...fareler aşırı derecede üremeye başladı ve bütün yiyecek stokunu bitirdi. | Open Subtitles | وفي وقت قصير, كان هناك العديد من الفئران, الكثير, وبدؤوا يأكلون كل الطعام. |
| Bundan bir süre sonra da Han adayı satın aldı. | Open Subtitles | وفي وقت ما بعد ذلك، إشتراها هان. |