Bilirsin, yorgun, şişman, endişeli. | Open Subtitles | كيف تشعرين؟ متعبة، وسمينة، وقلقة |
Ama şu an her şey için bunalmış ve endişeli hissediyorum kendimi. | Open Subtitles | لكن في الوقت الحالي، كل ماأشعر به أنني مغلوبة... وقلقة. بشأن كل شيء ... |
- Kızkardeşim geldi. Çok endişeli. | Open Subtitles | إختي هنا، وقلقة للغاية. |
Hem korkuyor hem de endişeli. | Open Subtitles | إنها خائفة وقلقة. |
Depresyonda ve kaygılı olduğum için hayatımı normal biri gibi çözemeyeceğimi düşündüm. | TED | كنت دائما أعتقد أنني لم أستطع أن أسوي حياتي كشخص عادي لأنني كنت مكتئبة وقلقة.. |
Şu anda senin gibiler için endişeli olan. | Open Subtitles | في مكان ما وقلقة عليكِ الآن. |
Üzgün ve endişeli görünüyorsun. | Open Subtitles | تبدين حزينة وقلقة.. |
Janey korktuğunu ve endişeli olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | ..جيني) تخبرني أنها خائفة وقلقة) |
- Eli ayağı titremek: terli, endişeli olmak. | Open Subtitles | محبة وقلقة |
Ortaya çıktı ki hayatımı normal biri gibi çözemeyeceğim için depresyonda ve kaygılıymışım. Çünkü normal biri değilmişim. Bunu bilmiyordum. | TED | لكن اتضح أنني كنت مكتئبة وقلقة لأنني لم أستطع أن أرتب حياتي كشخص عادي، لأني لم أكن شخصا عاديا، ولم أكن أعرف ذلك. |