| Uyan bayan, uzun hikâyeleri düşünmeyi bırak. | Open Subtitles | إنهضي يا إمرأة وكفي عن تصديق الحكايات الخرافية |
| Kıçını kıpırdat. Oğlanlara bakmayı bırak! | Open Subtitles | تـعالي إلى هنـا وكفي عن النظر إلى الصـبية |
| - Sus biraz koca karı. Ve beni de tekmelemeyi bırak. | Open Subtitles | اصمتي أيتها العجوز وكفي عن ركلي في هذا المكان |
| Özür dilemeyi bırak.Bu işe sadece iş gözüyle bakarsan, işe yarayacaktır. | Open Subtitles | وكفي عن الإعتذار إذا نظرتِ للأمر باعتباره صفقة بسيطة |
| "Bana çelişki gibi geliyor." Hem şapkayı hem de bu tavırları bırak. | Open Subtitles | يبدو هذا تناقضاً بالنسبة لي انزعي القبعة وكفي عن التنمر |
| Tanrı aşkına, gidip yapacak bir şeyler bul. Beni rahatsız etmeyi bırak. | Open Subtitles | كرمي لله، اذهبي وافعلي شيء آخر وكفي عن إزعاجي |
| Hayatın kolaylaşmasını beklemeyi bırak. Birinin seni kurtarmasını ummayı bırak. | Open Subtitles | كفي عن التوقع بأن تكون الحياة سهلة وكفي عن التأمل بأن ينقذك أحدهم. |
| bırak saçmalamayı da gir içeri. | Open Subtitles | اذهبي للداخل، وكفي عن هذا الهراء |
| bırak saçmalamayı da gir içeri. | Open Subtitles | اذهبي للداخل، وكفي عن هذا الهراء |
| Bu yüzden, böyle şeyler düşünmeyi bırak. | Open Subtitles | وكفي عن التفكير بهذه الأشياء |
| Önüne dön ve başkalarını rahatsız etmeyi bırak. | Open Subtitles | دوري وكفي عن إزعاج الناس |
| Ayrıca lütfen benden bir adım öndeymişsin gibi düşünmeyi bırak artık. | Open Subtitles | آمل ذلك! وكفي عن الاعتقاد أنك الحاذقة! |
| - Ve böyle lanet acıklı olmayı da bırak! | Open Subtitles | - وكفي عن هذا الحزن اللعين |
| Kartopu atmayı bırak. Benim meselem ciddi! Oh! Hey. | Open Subtitles | وكفي عن رمي كرات الثلج اعتذر عن اخبارك بان انفصالي عن (زوي) كان بسببك الامر فقط اني لم ارغب بان تبقي غاضبة مني اكثر من ذلك |
| Susan Williams'a kız arkadaşım demeyi bırak. | Open Subtitles | وكفي عن وصف (سوزان ويليامز) بخليلتي. |