| Ama yaklaşık bir yıl önce, Jeremy ve Kelly annelerinin nöbet geçirip ölmesine tanıklık ettiler. | TED | ولكن قبل سنة، جيريمي وكيلي شاهدا أمهما تتألم وتموت أمامهما. |
| Ergen İnsanlar'ı aramıyorum Deacon'la Kelly'yi arıyorum! | Open Subtitles | أنا لا أدعو في سن المراهقة الناس، أنا أدعو الشماس وكيلي. |
| - temsilcim Tigranes'i--" - Levantus. | Open Subtitles | إستلم الآن وكيلي يا تيجرانيس ليفانتوس |
| ajansım bana yen Al Pacino filminde bir rol ayarlamış. | Open Subtitles | وكيلي آتي لي بوظيفة في فلمِ آل باتشينو الجديد |
| Tebrik ederim, hala menajerimsin. | Open Subtitles | مبروك، أنت مازلت وكيلي |
| Müvekkilim o. En baştan bunu açıklığa kavuşturmalıyız. | Open Subtitles | إنه وكيلي ويجب أن أكون واضحاً من البداية |
| Siz herhalde Yu ve Kelly'i seyretmişsinizdir ama çoğunu kendiniz de kestirebilirsiniz. | Open Subtitles | أعتقد بأنّكما تعلمتما من يو وكيلي وقد جاءت فرصتكم ..الآن. |
| Ne dersem onu yap Polly, yoksa Brooke ve Kelly ölür. | Open Subtitles | افعلي كما اقول, بولي او ان بروك وكيلي ستموتان |
| Brooke, Kelly ve ben birkaç günlüğüne gezmeye gidiyoruz, ...mezuniyetten önceki son maceramız gibi. | Open Subtitles | بروك, وكيلي وانا سننطلق في رحلة ميدانية لعدة ايام نوعا ما نغامرة ما قبل التخرج |
| Şimdi, bir dakikalığına ajanlarımız Pike, Dunbar ve Kelly'yi anmak istiyorum. | Open Subtitles | اعطونا لحظة سبايك لتذكير وكيل، الشونة وكيلي دون. |
| Hayır ama temsilcim, programda görünürsem romanım için açık arttırma bile olacağını söyledi. "Siyah Sirk Zamanı" | Open Subtitles | لا, لايوجد لدي. ولكن وكيلي قال بأن ظهوري في هذا العرض سوف يُنشأ حرب مزايدة على روايتي باسم "The Black Clock Of Time." |
| Evet, ama temsilcim aradı biraz önce. | Open Subtitles | اتصل بي وكيلي للتو -هل نلت الدور؟ |
| Daha değil, ama temsilcim çok sevdi. | Open Subtitles | ليس بعد، لكن وكيلي أحبه |
| Oh, deniyorum fakat ajansım tam bir aptal ve beni hiç bir yere göndermiyor. | Open Subtitles | لازلت أحاول لكن وكيلي غبي ولا يرسلني لأي شيء |
| Küçük bir rol işi için ajansım seni arayacaktı. | Open Subtitles | كنت فقط سأدع وكيلي يتصل بك حول حفلة بالوكالة. |
| - Çünkü benim menajerimsin. | Open Subtitles | حسناً , لأنك وكيلي |
| o benim Müvekkilim. bu baştan net olmalı. | Open Subtitles | إنه وكيلي ويجب أن أكون واضحاً من البداية |
| Eğer avukatım gelmeden bir soru daha sorarsan, tombul eleman çeker gider. | Open Subtitles | إنّ سألتني سؤالاً واحداً قبل حضور وكيلي القانونيّ. يذهب السمين. |
| Reklamım ara aldı menajerime vatanın bağrına gidip, insanlarla el sıkışıp karakter araştırması yapacağımı söyledim. | Open Subtitles | إعلاناتي بها فجوة لذا أخبرت وكيلي أني سأتجه لأرض قلبي لمقابلة الناس, والبحث عن الشخصيات |
| Bu konu hakkında menajerimle konuşmalısınız. | Open Subtitles | حَسناً يجب ان تتحدث عن ذلك مع وكيلي حول تلك النهايةِ |
| Ajansımın ofisinde bir karışıklık olmuş ama hâlâ televizyondayım ve bu iyi bir teşhir oldu. | Open Subtitles | كان هناك التباس في مكتب وكيلي لكني مازلت على التلفاز وهذا ظهور جيد |
| Bilemiyorum. O işi reklamcım hallediyor. | Open Subtitles | لا أدري، وكيلي يتولّى كلّ تلك الأمور |
| temsilcimin tavsiyesi üzerine TV ye çıkacağım. Bütün biletler satıldı. | Open Subtitles | اتبعت نصيحة وكيلي وبعت كل شيء ولسوف أظهر في التليفزيون |
| Birkaç yıl önce, menajerim bir filmdeki rolü neden alamadığımı açıklamak için aradı beni. | TED | اتصل بي وكيلي قبل عدة سنوات ليشرح لي سبب عدم حصولي على دور في فيلم، |
| Ajansıma beni bu işten çıkarmasını söyledim. | Open Subtitles | أبلغت وكيلي أن ينتشلني من الفيلم |
| Evet benim ama ajansımla görüşmeniz gerek. | Open Subtitles | نعم انه انا , لكن يجب عليك التحدث مع وكيلي |