| Benim 1 2 yaşındaki çocuk parmaklarım var, bunu yapamıyorum. | Open Subtitles | ،أنا أملك أصابع ولد عمره 12 سنة لايمكنني فعل هذا |
| Ama bir çocuk, ve Zapatti ailesinin başındaki adamın yeğeni ölüyor. | Open Subtitles | وذلك بالإضافة إلي ولد ميت وأبن أخ رئيس عائلة زباتي ميت |
| Herkes onun ne kadar güzel bir çocuk olduğundan bahsederdi. | Open Subtitles | لقد اعتاد الجميع أن يذكروا كم أن أخيك ولد جميل |
| Sakin ol, evlat. 30 yıl gecikmiş bir şey hakkında söyleyeceğim şeyler var. | Open Subtitles | خذ الأمور بسهولة، ولد. أنا لدى شيء أقوله. هي حوالي 30 سنة متأخرة |
| Sen iyi çocuk musun? Evet, sen iyi bir çocuksun. İşte sana balık. | Open Subtitles | هَلْ أنت ولد جيد نعم،أنت ولد جيد وأنت ستَحْصلُ على سمكة |
| Philadelphia'nın kendi çocuğu Vince Papale ilk elenenler arasında değil. | Open Subtitles | ولد مدينة فيلي الخاص فينس بابالي اجتاز اول مراحل التدريب |
| O iyi bir çocuk. Kadınlar önünde diline hakim olması gerekir. | Open Subtitles | إنه ولد طيب ولكنه فقط يجب أن يحترس لألفاظه أمام النساء |
| - Bu iyi bir numara, çocuk olamaz. - Bu değil. | Open Subtitles | من الأفضل أن لا تكون خدعة يا ولد إنها ليست كذلك |
| Şimdi lütfen akıllı bir çocuk olup hırsızımı yakalamanı istiyorum. | Open Subtitles | لذا الآن، كن ولد جيد، هل فعلت؟ إذهب لصيد اللص. |
| Eğer o çocuk iyi ve safsa, kafamı keseceğim, bayım | Open Subtitles | إذا ذلك ولد جيد وبريء أنا سآكل رأسي ، سيدي |
| Burada getir-götür işlerine bakan çocuk oldukça çekici ama parmakları genelde mürekkepli oluyor. | Open Subtitles | حَسناً، ولد نسختنا جداً ضَرْب، لَكنَّه عِنْدَهُ حبرُ في أغلب الأحيان على أصابعِه. |
| Sen bu kadar büyük bir çocuk, seninle gurur duyuyorum vardır. | Open Subtitles | . يا لك من ولد كبير ، أنا فخورة بك للغاية |
| Böyle genç bir çocuk sahibi olmak için fazla yaşlıydık. | Open Subtitles | نحن كنّا كبار السن جدا لأن يكون عندنا ولد صغير |
| Bu çocuk canlı doğmuş ve yaklaşık iki hafta canlı kalmış. | Open Subtitles | هذا الطفل ولد وكان على قيد الحياه وترك لمده حوالى إسبوعين |
| İyi düşün evlat. Sen katil değilsin. O benim işim. | Open Subtitles | فكر بالأمر يا ولد أنت لست بقاتل فهذا عملي أنا |
| evlat, seninle gurur duyuyorum. Bay başkan! Bay Başkan yardımcısı. | Open Subtitles | ولد , أنا فخور بك سيدي ألرئيس سيدي نائب ألرئيس |
| Ve bu şeyle birlikte başka şeyler de verdi, evlat. | Open Subtitles | وعبر الاشئاء الصغيرة هنا, الله اعطاك شئ اخر ,يا ولد. |
| Teşekkürler Frasier. Bunu yeteri kadar sık söylemiyorum ama sen iyi bir çocuksun. | Open Subtitles | شكرا فريزر,اظن اني لا اقول هذا كثيرا ولكنك ولد صالح |
| Onun için korkunç. Bir de beni, öyle bir gücü olan çocuğu düşün. | Open Subtitles | فظيع لها ، لكن فكر بي ولد صغير مع تلك النوع من القوي |
| Aynen öyle. Genç bir oğlu olan zengin baba rolüyle onlara yanaşacağım. | Open Subtitles | تماماً ، سأذهب إلى المدرسة على أنني رجل غني لديه ولد مراهق |
| Anlaşılan sakatlığımı fark ettin. Başımda ölü doğmuş bir cenin var. | Open Subtitles | أرى أنك لاحظت اختلالي، لديّ نتوء جنيني وُلد ميتاً متصلاً برأسي |
| Beni umursamıyorsun bile. Senin için sadece çılgın küçük bir çocuğum. | Open Subtitles | أنت لا تهتمين بي أنا فقط ولد صغير مجنون بالنسبة لك |
| kadından doğan insanın günleri sayılı ve sıkıntılar ile doludur. | Open Subtitles | لرجل ولد من إمرأة خلال عدة أيام و مليء بالمشاكل |
| Onun bu gemide doğduğunu ve o zamandan beri asla ayrılmadığını sanıyorlar. | Open Subtitles | من المفروض أنه ولد على هذه السفينة ولم يغادرها منذ ذلك الوقت |
| Tanmay Joglekar, Latur doğumlu, çocukluğunda bir şeye ihtiyacı oldu. | Open Subtitles | تنامى جوجليكر ولد فى لاتور لاحظ حاجة واحدة فى طفولته |
| Öyle başına buyruk bir çocuktu ki... Korkarım senin de başını ağrıtmıştır. | Open Subtitles | لقد كان ولد عنيد أخشى أنه اثقل عليك بالمتاعب |
| Bu çocuk çok yetenekli. Böylesini hiç görmedim. - doğuştan sihirbaz. | Open Subtitles | الولد طبيعي، لم أرى في حياتي أي شيء كهذا، لقد وُلد كساحر |
| Gezegenin katastrofik kopması yüzünden ölecek bir insan çoktan doğdu. | Open Subtitles | هناك من وُلِد بالفعل وسيموت بسبب فشل كارثي في الكوكب. |
| Şey, doğduğunda 2 burnu vardı, biz de bir tanesini kestirecek parayı biriktirene kadar onu sakladık. | Open Subtitles | لقد وُلد بأنفيّن وأخفيناه بعيداً إلى نتمكن من دفع تكاليف إزالة الأنف الآخر |
| Suriye'nin başkenti Şam'da 1991 yılında doğmuştu. | TED | وُلد بالعاصمة السوريّة دمشق في سنة 1991. |