| Ve inanın bana bunu benden daha çok isteyen yoktur. ama bu ortaya çıkma partisi değil. | Open Subtitles | وثقوا بي، لا أحد يود هذا أكثر مني، ولكن إنه ليس حفل اشهاركم.. |
| Seni bütün bu hasta çocuklarla baş başa bırakacağım için üzgünüm ama bu Joel'in önümüzdeki iki haftadaki tek boş zamanı. | Open Subtitles | أنا أسفة جداً لتركك مع هؤلاء الأطفال المرضى ولكن إنه وقت فراغ جويل الوحيد لمدة أسبوعين |
| Evet, bunun güzel bir sabah olduğunu biliyorum, ama bu aynı zamanda güzel de bir hayal. | Open Subtitles | ... نعم، أعلم إنه صباح جميل ولكن إنه كان حلم جميل أيضاً ... |
| Bak, biliyorum son zamanlarda çok şey yaşadın, her şey birbirine girdi ama bu, balo, anlatabildim mi? | Open Subtitles | أعرف، أنكِ مررتِ بالكثير والأمور في فوضى... ولكن إنه الحفل، هل تفهمين ؟ |
| ama bu dandik bir otel değil. Bu mükemmel bir otel. | Open Subtitles | ولكن إنه ليس فندق عادى إنه ممتاز |
| En rpmantik yer değil biliyorum, ama bu özel. | Open Subtitles | أعرف أن هذا ليس بمكان رومانسي، ولكن... إنه خصوصي. |
| Sanırım, ama bu sadece garip bir seçim çünkü burası Trudy'nin Çörekleri. | Open Subtitles | اعتقد ولكن إنه خيار غريب لأنه "دونات ترودي" |
| (Kahkaha) Televizyon çok önemli olmayabilir, ama bu bir nevi bulgu değil mi? | TED | (ضحك) قد يكون التلفاز غير مهم جدًا، ولكن إنه عرضي، أليس كذلك؟ |
| Evet ama bu ses sanki... | Open Subtitles | نعم,ولكن إنه يبدو ك.. |
| Doğru ama bu tam olarak randevu bile değil. | Open Subtitles | صحيح , ولكن إنه ليس موعد حتى |
| Demek bu. ama bu kişi o. | Open Subtitles | ولكن إنه هذا الشخص |