Hem yağmaya çıkacak olsam oğlunla birlikte yağmaya giderim, seninle değil! | Open Subtitles | ولو كنت أعتزم شنّ غارة لفعلت ذلك مع ابنك وليس معك |
Ve seninle değil, Andy'yle. | Open Subtitles | الجنس. على وجه التحديد مع اندي وليس معك. |
Biliyorsun, benim problemim Sarkar'la, seninle değil. | Open Subtitles | تعرف بأنّني لدي مشكلة مع ساركار وليس معك |
Belki de senle değil de, başkaları ile eğlendiğim için kıskanıyorsun. | Open Subtitles | ربما لأنك تغارين كوني استمتع وأقوم باشياء مع أشخاص آخرين وليس معك |
Annemle oynamak istiyorum, senle değil. | Open Subtitles | أريد اللعب مع والدتي، وليس معك |
Sayın Başkan, Doğu Sudan'da savaşa girmeye karar vermiş olsam şu anda sizinle değil, generallerimle konuşuyor olurdum. | Open Subtitles | لو اتخذت قرار الحرب في شرق السودان لكنت أتحدث مع جيشي الآن وليس معك حضرة الرئيس وجبهة متحدة |
Böyle lüks yerlere bayılırım ama seninle değil. | Open Subtitles | أحب هذا القرف نزوة، مجرد، تعلمون، وليس معك. |
Kocamla yaşamalıydım seninle değil. | Open Subtitles | أنا يجب أن أعيش مع زوجي وليس معك |
Kocamla yaşamalıydım seninle değil. | Open Subtitles | أنا يجب أن أعيش مع زوجي وليس معك |
Eğer korksaydım, şu anda seninle değil, Tutu ile eve gidiyor olurdum. | Open Subtitles | لو شعرت بالخوف, كنت سأذهب للمنزل بصحبة "تاتو", وليس معك |
Onunla anlaşma yaptım, seninle değil, tamam mı? | Open Subtitles | لقد عقدت معه إتفاقاً وليس معك |
- Benimle konuşmalıydı, seninle değil. | Open Subtitles | -كان عليه التحدث إليّ وليس معك |
Belki de bu yüzden artık seninle değil de benimle çalışıyordur. | Open Subtitles | ربما لهذا يعمل معي وليس معك |
Çünkü onunla taşak geçiyorum, seninle değil. | Open Subtitles | لأنني أتكلم معه، وليس معك. |
İşimiz Kamenna ile, seninle değil. | Open Subtitles | عملنا مع (كامينا) وليس معك |