| Cep telefonuna cevap vermiyorsun ve işler iyice tuhaflaşmaya başladı. | Open Subtitles | أنتِ لا تجيبين على هاتفكِ الخليوي و الأمور تزداد في الغرابة |
| ve işler şu aralar biraz karışık çünkü çok büyük bir müşteriye bir bina hazırlıyoruz. | Open Subtitles | و الأمور متوترة الآن لأننا نجهز مبنى لعميل مهم |
| Altı ay boyunca çıktık ve işler de yolunda gidiyordu. | Open Subtitles | .. منذ ستة أشهر و الأمور تسير على مايرام |
| Katil kurbanla sevişirken biraz sert davranır ve işler çığırından çıkar. | Open Subtitles | القاتل كان يمارس الجنس مع الضحية ثم حدثت مشكلة صغيرة و الأمور خرجت عن السيطرة |
| Bu ailede işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyor olabilirim ama bildiğim birşey varsa bu iş yürümüyor ve işler yeni birşeyler denemeyi reddettiğin sürece daha da iyi olmayacak. | Open Subtitles | و ربما لا أدري كيف تسير الأمور في هذه العائلة، لكنني أعرف أن هذا العمل سيء و الأمور لن تصبح أفضل عن طريق رفض تجربة الأمور الجديدة |
| Bu ailede işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyor olabilirim ama bildiğim birşey varsa bu iş yürümüyor ve işler yeni birşeyler denemeyi reddettiğin sürece daha da iyi olmayacak. | Open Subtitles | و ربما لا أدري كيف تسير الأمور في هذه العائلة، لكنني أعرف أن هذا العمل سيء و الأمور لن تصبح أفضل عن طريق رفض تجربة الأمور الجديدة |
| Biraz tartıştık ve işler kızıştı. | Open Subtitles | ماذا حدث؟ ...دخلنا في جدالٍ و الأمور اصبحت منفعلة |
| ve işler ciddi kötüleşmeden önce daha da kötüye gidecek. | Open Subtitles | و الأمور ستصير للسوء قبل أن تنقلب لأسوء |
| Çünkü biz arkadaşız ve işler epey karışmak üzere. | Open Subtitles | لأننا صديقين، و الأمور على وشك التعقيد |
| Genjileri gözetliyordum ve işler değişmeye başlıyor. | Open Subtitles | لقد كنت أتجسس على الـ(جينجي) و الأمور بدأت تخرج من يدنا بالفعل |