| Beynimizin derin sistemlerine bağlıdır, seks, yemek ve tuz peşinde koşan dopaminerjik sistemlerine. | TED | وهو يشرك الأنظمة العميقة في الدماغ، في الأنطمة الدوباميطاقية المسؤولة عن غرائز البحث عن الجنس أو الطعام و الملح. |
| Bir hizmetçi bana ılık su ve tuz getirebilir mi? | Open Subtitles | أيمكن من خادم أن يحضر لى بعض الماء الدافىء و الملح ؟ |
| Tereyağı, bal ve tuz karışımı. Bu kadar. - Tamam | Open Subtitles | وصفة مكونة من الزبدة و العسل و الملح هذا كل شيء |
| Etinden kan akan, soğanlı, keççaplı ve tuzlu bir hamburger ve bir bira. | Open Subtitles | مع دماء تخرج منها.. مع قليل من البصل ، الصلصة و الملح وزجاجةجعة،إتفقنا؟ حسناً؟ |
| Tatlı ve tuzlu su balıkları. | Open Subtitles | الماء النقي و الملح |
| Günümüzde Dünya üzerindeki birçok ortamdan çok daha düşmanca olan 1,5 milyon km. karelik kum ve tuzdan oluşuyordu. | Open Subtitles | كانت مليون ميل مربع من الرمل و الملح, أكثر عدائيةً من أي بيئة على الأرض اليوم. |
| Demir ve tuzdan nefret ederler. | Open Subtitles | إنهم يكرهون المعدن و الملح |
| Önce, soda ve tuzla başlayalım. | Open Subtitles | بالتأكيد أولا سوف نبدأ بعمل مزيج من الصودا و الملح |
| Bilardo odasına Bay D'lvry'ye bir leğen sıcak su ve tuz götür. | Open Subtitles | خذ إناء الماء و الملح للسيد "ديفري" في غرفة البلياردو, مفهوم؟ |
| Kutsal su ve tuz işe yaramıyor. | Open Subtitles | الماء المقدس و الملح لا يجدي نفعاً |
| 20 poundluk tohum ve tuz. | Open Subtitles | عشرون باونداً من البذور، و الملح |
| Onların politikası ekmek ve tuzla sınırlandırılıyor. | Open Subtitles | سياستهم تنحصر في الخبز و الملح |