| Saçmalık bu. Seninle bir anlaşma yaptık ve buna göre öğretmenin söylediğini yapacaktın. | Open Subtitles | لقد اتفَقنا، و كانَ جزءً من الاتفاق أن تفعَلَ ما يطلبُهُ منكَ الأستاذ |
| Ama bildiğimiz gibi seks aşk demek değildir, ve kimi zamanlar vardır ki, aşk kendi başına sizi hapsettirir. | Open Subtitles | لكن كما نعرفُ أيضاً، الجِنس ليسَ بالضرورَة حُباً و كانَ هناك أوقات كانَ فيها الحُب نفسُه سبباً في سجنِك |
| "Sports lllustrated" dergisinden abonelik yenileme mektubu... ve bu da, Beecher'dan. | Open Subtitles | تقولُ نظريةُ ما أنَ موتَ أُمهُ قد سبب لهُ الصدمة و قد ماتَت من سرطان الثدي و كانَ يرعاها طبيب يهودي |
| Cenazedeydik ve orada önceden takıldığım hatun vardı. | Open Subtitles | كُنا في تلكَ الجنازَة و كانَ هُناكَ فتاةٌ كُنتُ أواعدُها قبلاً |
| Adebisi uyuşturucuyu bırakmaya çalışıyor ve son zamanlarda çılgınca davranıyor, sonra gidip o tatlı ihtiyarı bıçakladı. | Open Subtitles | أديبيسي كانَ يمُّرُ بمرحلة التخلُّص من المخدرات و كانَ يتصرفُ بجنون مؤخراً و ثُمَ يذهبُ و يطعنُ ذلكَ العجوز اللَطيف |
| Bunu sorarsam ve doğruysa... ona bulaşmak için başka bir yol bulurlar. | Open Subtitles | لو سألتُهُم، و كانَ ذلك صحيحاً سيَجدونَ طَريقةً أُخرى لتَعذيبِه |
| Wall Street'te çalışan bir adam tanıyorum... takım elbisesinin altına sutyen ve külot giyer. | Open Subtitles | عَرفتُ رجلاً مَرة يعمَل في وول ستريت و كانَ يَلبِس صِدرية و لِباس داخلي نِسائيان تحتَ بَدلَتِهِ |
| Tek fark o zamanlar nöbetçi denirdi ve şapka giymemiz gerekirdi. | Open Subtitles | إنما في تِلكَ الأيام كُنا نُسمّى حُرّاس و كانَ علينا ارتداء القُبعات |
| Olaydan iki gün önce tutuklanmis ve "Crown ve Shield Gözalti Merkezi"nde tutulup mahkeme celbini bekliyormus. | Open Subtitles | لقد تَمَّ إلقاء القَبضِ عليه قَبلَ يومين مِن ذلك و كانَ يَنتَظِر استدعاءَ المَحكمَة في مَركَز كراون و شيلد |
| Muhtemelen Tanrı'nın oğlu olarak sonun yaklaştığını biliyordu ve söyleyeceğini hesaba katma fırsatı olmuştu. | Open Subtitles | بما أنهُ كانَ ابنُ الرَب رُبما علِمَ أنَ نهايتهُ اقتربَت و كانَ لديهِ الفُرصَة للتفكير فيما يقول |
| Yeni 17 yaşıma basmıştım ve görülecek bir dünya tanışılacak insanlar keşfedilecek yerler vardı. | Open Subtitles | كُنتُ في عُمر السابعَة عشَر و كانَ العالمُ جديداً و كانَ هناك الكثير لأقابلهُم و أماكِن لأكتشفها |
| Meme kanserinden öldü ve bir Yahudi doktorun gözetimindeydi, ve bu bastırılmış öfke soykırım olarak patlak verdi. | Open Subtitles | و قد ماتَت من سرطان الثدي و كانَ يرعاها طبيب يهودي لِذا، طبعاً الكراهية المكبوتَة أطلقَت نفسها في المَحرقَة |
| Yaptığın ve söylediğin bütün saçmalıkların içinde en saçma sapanı buydu. | Open Subtitles | من كُل الأشياء السخيفَة التي قُلتَها و فعَلتَها و كانَ هُناكَ الكثير منها، هذا أسخَف شيء |
| Zihni o kadar canlı, keskin ve susamıştı ki. | Open Subtitles | و كانَ عقلهُ مُتقداً، حياً و مُتعطشاً جداً |
| Morarmış bir göz ve şişik bir dudakla. Birisini fena halde haşat ettiğiyle ilgili palavra sıkıp duruyordu. | Open Subtitles | وعينيهِمُسودّة،وشفتيهِمتورمتين، و كانَ يتفاخر بشأن ، إبراحه لأحدهم ضرباً. |
| Eğer bir otel odasında olsaydık ve sen de oda servisinden bir şey isteyebilecek olsaydın çikolatalı pasta, çilek ya da sıcak bal. | Open Subtitles | لو كُنا بغرفة الفندق و كانَ لكِ أن تطلبى شيءً من خدمات الغرف. أستكونكعكةالشيكولاتة،أم مخفوقالفراولة، أم العسل الدافيء؟ |
| Bence hayatı boyunca başının çaresine bakmış biri ve aile gibi bir şey için her şeyini verir. | Open Subtitles | أعتقدُ بأنهُ أضحى عمرهُ كله، يعتني بنفسهِ و كانَ ليضحي بكل مايملكهُ في سبيلِ الحصولِ على شيء أقرب مايكونُ للعائلة. |
| ve, ve o zamana kadar yaşadığım tüm ilişkilerden çok daha derin bir ilişkiydi bu. | Open Subtitles | كانت كَوطن مألوف ..و كانَ الأمر كَعلاقة أعمق من أي علاقة حظيت بها هُنا |
| Eğer silah ateşlendiğinde on santim solda olsaydın, ölen sen olacaktın ve Kenny Wangler en iyi arkadaşım olacaktı. | Open Subtitles | لَو كُنتَ واقِفاً إنشاً واحِداً إلى اليَسار عِندما بَدَأَ إطلاق النار، لكُنتَ ميتاً و كانَ كيني وانغلَر أصبحَ صديقي الحَميم الجَديد |
| Birbirlerine baktılar ve olanlar oldu. | Open Subtitles | نظَرَ إليها و نظرَت إليه و كانَ ما كان |