Onu kuru kalabileceği bir yere götürün. Ve Tanrı aşkına, nefes aldığından emin olun. | Open Subtitles | خذه إلى مكان حتى لا يبتل و احرص على أنه يتنفس , رجاءاً |
Ya ayakkabıların kuru kalsın diye seni dağdan aşağı taşıdığım gün? | Open Subtitles | ولا حتى بذاك اليوم حينما حملتك من متجر المشروبات حتى لا يبتل حذائك؟ |
Balık tutmaya götürüyorum, ama ıslanmak istemiyor. | Open Subtitles | لقد أخذته للصيد لكن لا يريد أن يبتل |
Balık tutmaya götürüyorum, ama ıslanmak istemiyor. | Open Subtitles | لقد أخذته للصيد لكن لا يريد أن يبتل |
Herkes çığlıklarla o mesafeden ıslanmaya geliyor. | Open Subtitles | أي أحد في مسافة قريبة سوف يبتل تماماً |
Külotum ıslanmaya başladı. | Open Subtitles | سروالي بدأ يبتل بعض الشيء |
Graves kedi gibidir sanıyordum. Saçının ıslanmasını istemeyenlerden. | Open Subtitles | ظننت غريفز مثل القط, لايحب ان يبتل شعره بالماء |
kuru duvar ıslanmış. Islak kuru duvar istemezsin. | Open Subtitles | لقد ابتل المعجون ولا تريدين المعجون أن يبتل |
Kafamın ıslanmasını istemiyorum. | Open Subtitles | لا تجعل رأسى يبتل |