| Bebeğim, kavga ediyorlar! | Open Subtitles | ـ لا يا حبيبتى ـ حبيبى إنهم يتقاتلون هناك |
| Eğer kavga eden karga sürüsünü görürsen | Open Subtitles | لو أنك رأيتَ القطيع من الغربان يتقاتلون عليها |
| Çocuklar ne gürültü yapıyorlar ne kavga ediyorlar, ne de bağırıyorlar. | Open Subtitles | لا اسمع الاولاد يأنون او يتقاتلون او يصرخون |
| Kadınlar gibi Japonya'nın iyiliği için savaşıyorlar. | Open Subtitles | إنّهم يتقاتلون جميعا على تملّق اليابان كالنساء |
| İkisi de sonuna kadar savaşıyor ve sadece iyi olan kazanıyor. | Open Subtitles | شيء عظيم الجمال رجلان يتقاتلون حتى النهاية لكن رجل واحد ينتصر لانة الأفضل |
| Dışarıda dövüşüyorlar komutanım. Galovitch'le Prewitt. | Open Subtitles | انهم يتقاتلون بالخارج سيدي جالوفيتش وبرويت |
| Evsizlere yaklaştığım tek an, uğruna kavga ettikleri o video kasetleri almak içindi. | Open Subtitles | المرة الوحيدة التي اقتربت فيها من مشردين كانت عندما اشتريت شرائط الفيديو تلك حيث يتقاتلون |
| Bir zamanlar birbirleri ile savaşan ve birbirlerini öldürenlerden birlik olup yan yana koşmalarını nasıl istersiniz? | TED | كيف تطلب من هؤلاء الذين كانو يتقاتلون و يقتلون بعضهم البعض أن يشتملوا و يركضوا بجانب بعضهم الآخر؟ |
| Ne söylediklerinden emin değilim ama birbirlerine girecekler. | Open Subtitles | لستُ واثقاً في ماذا يقولون لكنهم سوف يتقاتلون. |
| Muhtemelen kavga edip, birbirlerine zarar verdiler | Open Subtitles | حسنا، أفترض بأنّهم كانوا يتقاتلون وجرحوا أنفسهم |
| Bahse girerim şimdiden kardeşlik evi* senin için kavga eden adamlarla doludur. | Open Subtitles | أراهن أنه هنالك نادي كامل مملوء بالشباب , الذين يتقاتلون عليكِ |
| Şimdi kardeşim gibi bir şey oldu ve kardeşler bazen kavga ederler. | Open Subtitles | .. هو كشقيق لي الآن .. و الأخوة يتقاتلون أحياناً |
| Belki birileri kavga ettiklerini duyar diye korkup kaçmıştır. | Open Subtitles | لقد كان يملك مسدساً ربما كان خائفاً من أن يسمعهم الناس يتقاتلون ، لذلك هرب |
| Bu arada kızlarımız da erkekler yüzünden kavga ediyorlar. | Open Subtitles | و فى هذا الوقت بناتنا يتقاتلون على بعض الفتية |
| Sırf eğlencesine savaşmıyorlar. Cesaretlerini kanıtlamak için savaşıyorlar. | Open Subtitles | إنّهم لا يتقاتلون للمرح وحسب بل يتقاتلون لإثبات شجاعتهم |
| "Şehrin içinde savaşıyorlar. Tehlikeden çok uzağız." | Open Subtitles | انهم يتقاتلون في المدينة نحن على بعد اميال من الخطر |
| Saygı görmek için savaşsalar da, erkekleri için savaşsalar da, ya da sadece savaşmak için savaşıyor olsalar da. | Open Subtitles | سواء اذا كانوا يتقاتلون من أجل الاحترام, من أجل رجلهم, او يتقاتلون ليس من أجل شيء. |
| Onları nasıl kontrol edeceğini biliyorsa neden birbirleriyle dövüşüyorlar? | Open Subtitles | إذا تعلّم كيفية السيطرة عليهم فلما يتقاتلون فيما بينهم؟ |
| Ya o insanların birbirini öldürmesini izlerken zevke gelen psikopatın biriyse. | Open Subtitles | ماذا لو انه شخص مجنون معتوه شرير ينتشي برؤية الناس يتقاتلون مع بعضهم |
| Peki biz onlar için savaşırken neredelerdi? | Open Subtitles | وسوف نقبع مكاننا بينما يتقاتلون على أرباحهم |
| Denizciler, Japonlarla adlarını bile duymadığımız minicik otlaklarda savaşacaklar. | Open Subtitles | مشاة البحرية سوف يتقاتلون مع اليابانيين على قطع صغيرة من العشب لم نسمع بها قط |
| Çiftlik çocukları eğlenmek için her şeyi yaparlar. Daha çok da dövüşürler. Okudum. | Open Subtitles | أولاد المزارعين كانوا يلهون أنفسهم منذ كان العديد من الناس يتقاتلون |
| Corky, bırak da dövüşsünler! | Open Subtitles | ! كوركي , دعهم يتقاتلون |