| Belki de dev gibi bıçağı olan çılgın adama sormalıyız. | Open Subtitles | ربما يجب أن نسأل الرجل المجنون صاحب السكينة الكبيرة القديمة |
| Eğer bir temel kuracaksak o hâIde kendimize şunu sormalıyız. | Open Subtitles | وإذا كنا سنقيم خط أساس، عندها يجب أن نسأل أنفسنا.. |
| Daha önemlisi, önümüzdeki on yıl içinde ne sormalıyız? | TED | والأهم هو ماذا يجب أن نسأل خلال ال 10 سنوات القادمة؟ |
| Evet haklısın, yarın biraz daha soruşturalım. | Open Subtitles | نعم , أنت محق , نحن يجب أن نسأل في الجوار غداً |
| Bunu istemiyorsanız soracaksınız! Bunlar bizim Sormamız gereken sorular. | Open Subtitles | : هذه هى الأسئلة :أنا و أنت يجب أن نسأل |
| Sorular sormak zorundayız, zor sorular, bu şekilde bir şeyleri saymaktan öteye onları anlamaya başlayabiliriz. | TED | يجب أن نسأل أسئلة، و أسئلة صعبة، لنجتاز مرحلة عد الأشياء لفهمهم. |
| Bu sebeple, bence soruyu tekrar sormalıyız: Kadınların sağlığını neden şansa bırakalım? | TED | لذا أرى أننا يجب أن نسأل أنفسنا مجددا: لماذا نترك صحة المرأة لمحض صدفة؟ |
| Kırsal alanlardaki çiftçilerin işlerinin iyi olup olmadığını ve herkesin yiyeceğe gücünün yetip yetmediğini sormalıyız. | TED | يجب أن نسأل إذا كان الفلاحون في الأرياف بإمكانهم أن يزدهروا وإذا كان الجميع بإمكانهم أن يشتروا الطعام. |
| Bu iskeleti oluşturmak için, kendimize şunu sormalıyız; kapitalizm bugün nasıl işliyor? | TED | من أجل التفكيير في ذلك التأطير يجب أن نسأل أنفسنا، ماهي الاستراتيجية التي تعتمد عليها الرأسمالية؟ |
| Kendimize şunu sormalıyız: | Open Subtitles | يجب أن نسأل أنفسنا لماذا يصعبون الأمر كثيراً |
| Ve baş şüphelimizde tamamıyla masum bulununca kendimize şunu sormalıyız: | Open Subtitles | وبعدما ثبتت براءة المشتبه الرئيسي يجب أن نسأل أنفسنا: |
| "hayvanların emniyette olup olmadığını kendimize sormalıyız." | Open Subtitles | يجب أن نسأل أنفسنا إن كان أي حيوان في العالم آمناً |
| Sadece tanrının yaratma gücü vardır, o zaman onlara canlı deyip dememeyi bile kendimize sormalıyız. | Open Subtitles | وبما أنّ الإله وحده من لديه القوة لصنع الحياة فلذا يجب أن نسأل أنفسنا إذا كانوا حتى يستطيعون أن يكونوا أحياء |
| Biraz soruşturalım, bakalım kim tembellik ediyormuş. | Open Subtitles | أو لم يرد درجة سيئة، يجب أن نسأل في الجوار نرى من كان أدائه سيئاً |
| Sürekli Sormamız gereken budur. | Open Subtitles | هذا هو ما يجب أن نسأل باستمرار. |
| Sormamız gereken başka bir şey mi vardı? | Open Subtitles | -هل هناك شيء أخر كان يجب أن نسأل عنه ؟ |
| Sormamız gereken şu; | Open Subtitles | يجب أن نسأل أنفسنا |
| Bu soruları sormak zorundayız, bir cinayet soruşturması. | Open Subtitles | يجب أن نسأل هذه الأسئلة إنه تحقيق في جريمة قتل هل تفهم هذا؟ |
| Kendimize sormak zorundayız vücudu tekrar birleştirebilir miyiz? | Open Subtitles | يجب أن نسأل أنفسنا هل يمكن تجميع هذا الجسد مُجدداً |
| Normalde, bu sizin için kötü bir durum ama Nassau polisiyle işbirliği yaptınız bu yüzden sormak zorundayız... | Open Subtitles | فى المعتاد , كان هذا سيبدو سيئا لك لكنك كنت كتاب مفتوح مع مركز الشرطة لذا يجب أن نسأل |