| Herkes bir hayvan sahibi olmayı ve ona isim vermeyi sever. | TED | الجميع يحب ان يكون لديهم حيواناتهم التي يُسمونها. |
| - Ben de seninle geliyorum. - Hayır, Riley yalnız olmayı sever. | Open Subtitles | انا اتيه معك لا, رايلي يحب ان يكون وحيدا |
| Misafirlerini meşgul etmeyi sever oldukça da mantıklı. | Open Subtitles | هو يحب ان يحافظ على بيت الضيافة الذي لديه مليئاً |
| Bağιmsιz ruhlu... ve işleri kendi halletmeyi seviyor, ama umursuyor da. | Open Subtitles | فهو مستقل يحب ان يعمل الأشياء بطريقته الخاصة ولكن بعناية كبيرة |
| Benedict olan biteni öğrenmeyi seviyor. Kontrolde olmayı da. | Open Subtitles | بيندكت يحب ان يكون على علم بكل ما يحدث ليبقي مُسيطر |
| Ama birşeyleri oradan oraya taşımaktan hoşlanıyor. | TED | ولكنه يحب ان يحمل الأشياء من مكان لاخر. |
| - Bu beyefendi soğuk havaya çıkmadan önce önden atları getirtme zahmeti olmadan, istediği zaman bir yeri terk edebilmekten hoşlanıyor. | Open Subtitles | يحب ان يغادر المكان متى أراد بدون ارسال احصنة يوما قبله قبل ان يذهب عليها في الطقس البارد |
| Yunan mitolojisi. Gölde kendi yansımasını izlemeyi çok severdi. | Open Subtitles | عالم يونانى كان يحب ان ينظر لنفسة كثيرا فى البركة |
| Demin George'a diyordum ki, babanla çocukken bizi banyoda çıplak görmeyi ne de çok severdi. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ أُخبرُ جورج هنا كيف كنا و نحن أولادَ ابوك يحب ان يجعلنا نذهب لنستحم ونحن عري |
| Knightley başkalarının evine gitmeyi sever, bizse sevmeyiz. | Open Subtitles | نايتلي يحب ان يتواجد في بيوت الغير ليس مثلنا |
| Mitcham insanların zayıf noktalarını bulup dürtmesini sever. | Open Subtitles | ميتشم يحب ان يجد نقاط ضعف الاخرين ويدمرهم |
| - Burada herkes para almayı sever. | Open Subtitles | الجميع هنا سوف يحب ان يحصل على تعويضات |
| Babam da müzik dinlemeyi sever. | Open Subtitles | ابي يحب ان يستمعُ إلى الموسيقى |
| Aydınlık Fae etrafta cesetleri giymeyi sever ve başına her türlü belayı alır. | Open Subtitles | فاي) من نوع النور) يحب ان يلبس الجثث ويعرض نفسه لجميع انواع المشاكل |
| Whit, sadece bu tür şeyleri ciddiye almayı seviyor. | Open Subtitles | ويت يحب ان يأخذ هذه الاشياء علي محمل الجدية |
| Kurbanlarıyla konuşup onları öldüreceğini söylemeyi seviyor. | Open Subtitles | انه يحب ان يتفاعل مع ضحاياه ليقول لهم انه سوف يقتلهم قبل ان يفعل |
| Durumu çok hötü değil. Aksi yaşlı adam rolünü oynamaktan hoşlanıyor. | Open Subtitles | انه ليس بهذا السوء, انه يحب ان يلعب روتين الرجل العجوز الوهمى |
| Adam satranç oynamaktan hoşlanıyor. | Open Subtitles | أن الرجل يحب ان يلعب الشطرنج |
| Kapil, bağlantıları olduğunu göstermeyi çok severdi. | Open Subtitles | ان قابيل يحب ان يتباهى بعلاقاته |
| Mike çocuklara bakmayı çok severdi. | Open Subtitles | (مايك) يحب ان يعتني بالاولاد |