| Albay Pepper ile konuşmak isteyen bir İtalyan kadını var. | Open Subtitles | هناك امرأة الايطالي الذي يرغب في الكلام مع الفلفل العقيد. |
| Eskiden herkes beni dövmek isterdi. Ama şimdi kimse bana bulaşmak istemiyor. | Open Subtitles | قديماً، كان الجميع يرغب في ضربي، أمّا الآن، فلا أحد يودّ استفزازي |
| Ama cidden yani başka bir gezegenden gelenlerle takılmayı kim istemez ki? | Open Subtitles | أعني حقاً، من لا يرغب في التسكع مع شخص من كوكب آخر؟ |
| Hiç bir zaman senin gösteride olmanı istemedi. Seni dışarıda bırakmak için her yolu deneyeceğine yemin etti. | Open Subtitles | هو لم يرغب في وجودك بالاستعراض لقد أقسم بأنه سيطردك حالما أمكنه ذلك |
| Ve Jim,kocam,onu bulan sıhhiye oydu ve onu kurtarmayı öylesine istedi ki. | Open Subtitles | وجيم زوجي كان المسعف الذي وجده البارحة وكان يرغب في إنقاذه بشدة |
| İki kırıcı polis yerine normal bir insanla konuşmak istiyordur belki. | Open Subtitles | ربما يرغب في التحدث مع شخص طبيعي نيابة عن شرطييْن وقحيْن |
| İşte sana bahsettiğim Fransız doktor. Hastaneni ziyaret etmek istiyor. | Open Subtitles | هناك طبيب فرنسي أود أن تقابلية يرغب في زيارة مستشفاك |
| - Bence istemeyecek. | Open Subtitles | شئ ما يخبرني بأنه لن يرغب في ذلك |
| Aklınıza eşinize zarar vermek isteyebilecek herhangi biri geliyor mu? | Open Subtitles | هل تستطعين تذكر أي شخص يرغب في أذية زوجك ؟ |
| Son bir örnek ürün daha paylaşmak isteyen var mı? | Open Subtitles | هل لدي أي أحد نموذج أولي يرغب في مشاركته معنا؟ |
| Ona zarar vermek isteyen kim olabilir? Bir fikrin var mı? | Open Subtitles | هل لديك أيّ فكرة عن من قد يرغب في إيذائها ؟ |
| Francis eski davaları devam ettirmek istemiyor. Bunu kanıtlamamız için bir şans verin. | Open Subtitles | فرانسيس لا يرغب في مواصلة المعارك القديمة ، ف أعطنا فرصة لاثبات ذلك |
| Büyük sanatçılarda Richie etrafta dolanmanı istemiyor, onu gölgede bırakırız diye. | Open Subtitles | في العروض الكبرى ريتشي لا يرغب في تواجدك لانك ستسرق الأضواء |
| Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez. | TED | حسناً، لم يكونوا مستعدين للانتظار لسنة أو لعشر سنوات. لا أحد يرغب في مشهورٍ في شيخوخته. |
| AT: Dileğimiz bu yönde. Hiç kimse evini, vatanını bırakmak istemez. | TED | فلا أحد يرغب في ترك منزله، لهذا كان ذلك قرارا صعبا بالنسبة لي. |
| Ama taşınan yoktu. Burada yaşamayı istemedi. Buraya hiç gelmedi. | Open Subtitles | لم يرغب في العيش هنا، لم يأت قط إلى هنا |
| Michael bugün buraya gelmek istemedi bile. | Open Subtitles | و ذو كبرياء حتى إنه لم يرغب في المجئ إلى هنا |
| Ama bir çoğu istedi. | Open Subtitles | ولكن هناك من يرغب في ذلك وقام بإيذائك بالفعل |
| Senin gibi sıradan halktan biri kesinlikle bir şeylerin değişmesini istiyordur. | Open Subtitles | من المؤكد أن فرد من العامة مثلك يرغب في أن يري بعض التغييير |
| # Bizi ziyaret etmek istiyor ama bizi şoke edeceğini düşünüyor | Open Subtitles | يرغب في المجئ لزيارتنا # # لكنه يخشى أن يثير جنوننا |
| Bunu bir daha görmek istemeyecek. | Open Subtitles | لن يرغب في رؤية ذلك. |
| Onu incitmek isteyebilecek birini hatırlayabiliyor musunuz? | Open Subtitles | ألا يمكنك التفكير في أي شخص قد يرغب في إيذاءه؟ |
| Jonah elini sürmek istemediği için bir inek avına çıkmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | لنقل فقط أن أرصدتي قفزت مع جمهور الكرنفال اليوم, لن أقول شكرا لجوناه الذي لم يرغب في عمل شيء بهذا بخصوص |
| Koçluk yaptığım on sene boyunca, benim gibi, kimsenin bu kadar çok kazanmak istediğini görmedim. | Open Subtitles | خلال السنوات الـ 10 التي دربت فيها لم أرى شخصاً يرغب في الفوز بقوة بقدري |
| Mutsuz bir pislik. Artık yaşamak istemediğini söyledi. | Open Subtitles | مجرد رجل بائس قال أنه لا يرغب في العيش بعد الآن |