| Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar. | TED | هذا في الواقع ما يفعلونه عند قيامهم بآداء شيء عندما لا أحد يزعجهم , ولا يقاطعهم أحد. |
| Fakat insanlara yaratıcı bir oyun sözü verirsen onları rahatsız eden şeyler hakkında daha açık olurlar. | Open Subtitles | ولكن إن خضت الناس في لعب حر سيهتمون بالحديث عما يزعجهم |
| İçkiler ucuz ve onları rahatsız eden kimse yok. | Open Subtitles | المشروباتُ رخيصة، و لا أحد يزعجهم. |
| Sonra bu kapıları indirdiler, böylece kimse Onları rahatsız etmek için içeri giremedi. | Open Subtitles | ثم يقوموا بانزال البوابات لكي لا يزعجهم أحد |
| Kalabalık tarafından rahatsız edilmek istemezler. | Open Subtitles | في ألا يزعجهم الآخرون |
| İçkiler ucuz ve onları rahatsız eden kimse yok. | Open Subtitles | المشروباتُ رخيصة، و لا أحد يزعجهم. |
| cemaat toplantılarındaki insanların... kıyafetlerin yaptıkları yardımlarla... finanase edildiğini bilmesi gerekir, ve bu Onları rahatsız etmez sanırım. | Open Subtitles | رعايا الأبرشية يعلمون بالتأكيد أن هذه الملابس قد تم تمويلها من حصيلة تبرّعاتهم و يبدو أن هذا الامر لا يزعجهم |
| Onları rahatsız edecek bir şeyler yapmak istemeyiz. | Open Subtitles | نحن لا نريد أن نفعل شيئا يزعجهم |
| Onları rahatsız etmek istemezsiniz. | Open Subtitles | أنت لا تريد أن يزعجهم. |