| Eğlenmek için çıkmıştı, bu da tote gibi büyük çantaları eliyor. | Open Subtitles | ، كانت بالخارج لتحظى بالمرح لذا فهذا يستبعد الأشياء الكبيرة والضخمة |
| Gelişmiş bir teknoloji kullanıyorlar ki bu da "tek" ve "aptal" kelimelerini eliyor. | Open Subtitles | هذا أمر راقي حقا مما يستبعد أن يكون هذا عمل فرد أو مجنون |
| Normal trombosit sayısı D.I.C.'i ekarte etti. | Open Subtitles | التعداد الطبيعي للصفيحات يستبعد التخثر العميق المنتشر |
| Hasta steroit alırken kolundaki duyuyu kaybetti, bu otoimmün durumları ekarte eder. | Open Subtitles | المريض فقد الإحساس فى ذراعه بينماهو يأخذ ستيرويد مثبط للمنعة مما يستبعد المرض المناعي |
| Fidye talebinde bulunulmadı ve bu da kaçırılma ihtimalini eliyor. | Open Subtitles | حسناً ، لم يكن هناك طلب فدية بحيث يستبعد ذلك الإختطاف |
| Bu, intikam saldırısı ihtimalini ortadan kaldırıyor büyük ihtimalle çete işi. | Open Subtitles | هذا يستبعد كونه هجوم إنتقامي. و من المستبعد أن يكون هذا من تدبير عصابة ما. |
| Hala ağrısı var. Poliserözit ihtimali elendi. | Open Subtitles | ما زالت تتألّم مما يستبعد التهاب المصليات |
| Öyleyse iki cepheli bir terör saldırısı ihtimali ortadan kalktı. | Open Subtitles | ذلك يستبعد قيام هجومٍ إرهابي من جبهتين. |
| Hastanın akciğer yetmezliği MS'i eliyor. | Open Subtitles | فشل الرئة لدى مريضك يستبعد التصلب المتعدد |
| Basık intestinal villi olmaması da çölyak hastalığını eliyor. | Open Subtitles | انعدام خلو الأمعاء من الزغب يستبعد داءً بالبطن |
| İstatistiksel olarak bu uçaktaki birçok kişiyi eliyor. | Open Subtitles | من الناحية الإحصائية، ذلك يستبعد غالبية الأشخاص على متن الطائرة عمل جيد |
| Gerçek bir fizyolojik hastalık. Birkaç şeyi eliyor. | Open Subtitles | مرض فسيولوجي هذا يستبعد بعض الأشياء |
| Bu vampirliği eliyor. | Open Subtitles | حسنا,ذلك يستبعد نظرية مصّ الدماء |
| Endometriozisi ekarte ettik. Ve saç örneği uyuşturucu için negatif çıktı. Bu kadın altı ay öncesine kadar sürat şeridinde gidiyormuş. | Open Subtitles | المعالجة لا تؤثر مما يستبعد داء البطانة الرحمية وعيّنة الشعر أتت سلبية لبقايا المخدرات لقد كانت هذه المرأة تعيش على الخط السريع حتى ستة أشهر مضت ربّما نسينا شيئاً |
| Bu olma ihtimalini azaltır ama ekarte etmez. | Open Subtitles | هذا يستبعد الأمر لكنّه لا ينفيه كلياً |
| D-dimer normal çıktı. Pulmoner emboliyi ekarte eder. | Open Subtitles | فحص دي-ديمر عاد طبيعيا يستبعد الصمة الرئوية |
| -MR, vaskülit ihtimalini yok etti. | Open Subtitles | -الرنين المغناطيسي للأوعية يستبعد الالتهاب |
| İnsan hayatında çok fazla değişken bulunur bu yüzden de birini öldürme ihtimalini tamamen yok saymak oldukça mantıksız olurdu. | Open Subtitles | هناك الكثير من المتغيرات في حياة الفرد ...سيكون لاعقلاني أن يستبعد تماماً إمكانية قتل شخص ما |
| Kızarıklıklar gitti. Dioksin teorin elendi. | Open Subtitles | لقد اختفى الطفح وهذا يستبعد نظريتك للديوكسين |
| O zaman torunlarımın ikisi de elendi. | Open Subtitles | حسنا، هذا يستبعد كل من بلدي والحفيدات. |
| İkiz kardeş ihtimali ortadan kalktı. | Open Subtitles | يستبعد أي نظرية شقيقه التوأم. |