| Sadık Amerikalı kullarının, yuvalarını, kadınlarını ve çocuklarını savunma isteklerine, hayırsever Majestelerinin bir itirazı olacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أتصور أن جلالته بكل سماحته يعترض على أن يدافع رعاياه الأمريكيين المخلصين عن منازلهم وزوجاتهم وأطفالهم |
| Fransa'nın bilinen bir dostu olarak, senin oradaki varlığın amacımızdaki ciddiyetimizi gösterecektir. Kimsenin buna bir itirazı olamaz. | Open Subtitles | كونك صديق معروف لـ"فرنسا" وجودك يعكس خطورة الغرض لا احد يعترض على ذلك |
| Onun bildiği kadarıyla, Mark'ın orada olmana bir itirazı yok. | Open Subtitles | على حد علمها مارك) لا يعترض على وجودك) |
| Kim böylesine mantıklı bir görüşe karşı çıkabilir ki? | Open Subtitles | من ذا الذي يعترض على مثل هذه الكلمات المعقولة؟ |
| - Konsey karşı çıkabilir. | Open Subtitles | أعتقد ان المجلس قد يعترض على هذا |
| Sayın Yargıç, Kamu sanığın şu anda feragatten başka bir şey ile ilgili konuşmasına itiraz ediyor. | Open Subtitles | حضرة القاضي، الشعبُ يعترض على أن يقوم المدّعي عليه بالقيام بأيّ تصريح غير التنازل عن حقه. |
| Sayın Yargıç, Kamu sanığın şu anda feragatten başka bir şey ile ilgili konuşmasına itiraz ediyor. | Open Subtitles | حضرة القاضي، الشعبُ يعترض على أن يقوم المدّعي عليه بالقيام بأيّ تصريح غير التنازل عن حقه. |
| Onun bildiği kadarıyla, Mark'ın orada olmana bir itirazı yok. | Open Subtitles | على حد علمها مارك) لا يعترض على وجودك) |