| Çapkın bakışlarla Göz kırpan yahut haram bir nefes alan hemen ölüme mahkum edildi. | Open Subtitles | الشباب الذي يغمز بعين هائمة أو يتنفس تنهيدة غير متزوجة كان يحكم عليه الموت مباشرةً |
| Göz kırpan bir surat ve "çok uzun kalma" diye yazardı. | Open Subtitles | أنا استحم" ؟" سوف ترد " لا استحمام " مع وجه يغمز |
| Göz kırpan gülücüklü bir mesaj atmayı düşünüyorum. Sekiz ya da üstü dedi, kanka. | Open Subtitles | لذا افكر أن أرسل لها وجه مبتسم يغمز - ثمانية أو اعلي ، اخي - |
| Şuna bak, sanki sana göz kırpıyor gibi. | Open Subtitles | أنظر إلى ذلك , إنه يبدو وكأنه يغمز إليك |
| Ve bana göz kırpıyor. | Open Subtitles | - سمك السلمون ، إنه يغمز في الصنارة تجاهي . |
| Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu. | Open Subtitles | من طرف كل فرع كتين ارجواني ضخم مستقبل رائع يقترب و يغمز |
| Ve göz kırpıyordu. Kırpıyor, sürekli kırpıyor... | Open Subtitles | يغمز يغمز مجدداً ومجدداً |
| Bana baktı, gülümsedi ve göz kırptı, arkasında bir şey saklıyordu. | Open Subtitles | نظر الى بابتسامة وهو يغمز وكان يخبىء شيئاً خلف ظهره |
| Göz kırpan gülücüklü bir mesaj atmayı düşünüyorum. Sekiz ya da üstü dedi, kanka. | Open Subtitles | لذا افكر أن أرسل لها وجه مبتسم يغمز - ثمانية أو اعلي ، اخي - |
| Göz kırpan ifade de mi umurunda değil? | Open Subtitles | حقاً؟ ترسل أيقونة وجه يغمز ؟ |
| - "Göz kırpan yüz". - Tanrım. | Open Subtitles | وجه يغمز - يا إلهي - |
| Siyah olana doğru yürürsen, göz kırpıyor. | Open Subtitles | الأسود، يغمز بعينه |
| Kardan adam yine göz kırpıyor. | Open Subtitles | لقد جعلته يغمز مرة اخرى |
| göz kırpıyor. | Open Subtitles | إنه يغمز |
| Deli gibi göz kırpıyordu! | Open Subtitles | كان يغمز مثل المجنون! |
| - Gördüm, kırptı. | Open Subtitles | -لقد رأيته يغمز لي . |