| Senin istediğin adama neler kaçırdığını göstermek kızım, bunu biliyorsun. | Open Subtitles | تريدينه أن يرى ما يفوته يا فتاة و أنت تعلمين هذا |
| Ne kaçırdığını bilmiyor. | Open Subtitles | , للعلم فقط هو لا يعرف ما يفوته |
| Bunu Instagram'a koy. Ne kaçırdığını göster ona. | Open Subtitles | ضعي هذا على إنستجرام اريه ما يفوته |
| Biraz oradan, biraz buradan. Sam Amca bunu kaçırmaz. Vaktin var mı? | Open Subtitles | أوه.إعتصر بعض النقود.قليلاً هنا و قليلاً هناك إن العم سام لا يفوته ذلك.هي.هل لديك دقيقة؟ |
| Çünkü derslerini zamanında yapmayan beyler eğlenceyi her zaman kaçırır. | Open Subtitles | لأن الشاب الذى لا يقوم بفروضه يفوته الكثير من نشاطات المتعة |
| Fakat televizyonda kaçırmak istemediği bir program varmış. | Open Subtitles | و لكن كان هناك برنامج تلفزيوني لم يريد أن يفوته |
| Ve başını sona sakla. Hiçbir şey kaçırmasını istemiyorum ! | Open Subtitles | واترك رأسه للنهاية انا لااريد ان يفوته اى شيىء |
| Ne kaçırdığını bilmiyor. | Open Subtitles | لا يعلم ما الذي يفوته |
| Jerry ne kaçırdığını bilmiyor. | Open Subtitles | جيري لايعلم ماللذي يفوته |
| Neyi kaçırdığını bilmesini sağlaman lazım, Sue. | Open Subtitles | يجب أن تجعليه أن يعرف ما يفوته (يا (سو |
| Brett arkadaşına ne kaçırdığını söyle. | Open Subtitles | (بريت) أوضح للرجل ما الذي يفوته |
| Nelson ne kaçırdığını bilmiyor. | Open Subtitles | (نيلسن) لا يعرف ماذا يفوته. |
| Tich, hasta falan değilse bunu asla kaçırmaz. | Open Subtitles | إن " تيتش " لن يفوته شئ كهذا إلا لو كان مريضاً |
| Ama beyin ölümünü kaçırmaz. | Open Subtitles | لكن لن يفوته موت المخ |
| Çünkü Philadelphia savcılığı asla gözden bir şey kaçırmaz. | Open Subtitles | لأن الإدعاء العام في (فيلادالفيا) لا يفوته اي شيء |
| "Bir adam kızının lise mezuniyetini kaçırır. | Open Subtitles | رجلٌ يفوته حفل تخرج ابنته من المدرسة الثانوية |
| Sadece Jim, karısının doğum günü partisini kaçırır. | Open Subtitles | فقـط،(جيم)،الوحـيد الذي يفوته حفلة مولد زوجتـه |
| Patronun kaçırmak istemediği bir çay saati varmış yani. | Open Subtitles | كان رئيسي يحظى بوقت غولف الذي لم يكن يود أن يفوته. |
| Bunu kaçırmak istemediğini biliyordum, o nedenle onu aramaya başladım. | Open Subtitles | لم يرغب أن يفوته هذا فذهبت أبحث |
| kaçırmasını hiç istemem. | Open Subtitles | وأنا لا أريد أن يفوته |
| Çocuk dışında. Bir şey kaçırmasını istemedi. | Open Subtitles | عدا الطفل لم يرد أن يفوته شيء |