| Yani sırf düşünmesi bile tüylerimi diken diken etmeye yetti. | Open Subtitles | يقشعر بدنى واخاف عندما حتى احاول التفكير بذلك |
| O günleri düşününce hâlâ tüylerim diken diken oluyor. | Open Subtitles | لا زال الأمر يجعل بدني يقشعر بالتفكير في ذلك الوقت |
| Özellikle de, hatırladığımdan bu yana tüylerini diken diken ediyordum. | Open Subtitles | خاصتاً منذٌ، على ما أتذكر، كنت أجعل جلدكِ يقشعر |
| Bir tepede daireler çizerek ayin yapıyorlardı ama bunu görünce ensemdeki tüyler diken diken oldu ve içimdeki küçük bir ses burada olmamam gerektiği konusunda beni uyardı. | Open Subtitles | يتباهون فى دوائر على قمة التل ولكن الشعر فى أخر رقبتي يقشعر من المشهد |
| Ve tüm malenki tüylerim diken diken oldu. | Open Subtitles | وعندها شعرت بكل شعر جسمي يقشعر |
| Ve tüm malenki tüylerim diken diken oldu. | Open Subtitles | وعندها شعرت بكل شعر جسمي يقشعر |
| Magic Box'un kapısında da "Kapalı" yazısı var. Tüylerimi diken diken etti. | Open Subtitles | ويوجد إشارة "مغلق"علي متجر السحر والذي جعل بدني يقشعر |
| Evet, bahsedince bile tüylerim diken diken oluyor. | Open Subtitles | نعم لا زال يقشعر بدني كل ما تحدثت عنه |
| Şimdi anlatırken tüylerim diken diken oluyor. | Open Subtitles | يقشعر بدني وأنا اتحدث عنها الان |
| Tüylerim diken diken oluyor. | Open Subtitles | أمر يقشعر له بدنى .. |
| * Tüylerim diken diken oluyor, yaklaşınca yanıma sen * | Open Subtitles | وعندما تقترب مني جسدي يقشعر |