| Neşeye giden yolumun içerideki şöminenin oradan geçtiğinden eminim. | Open Subtitles | انا متأكدة .. ان طريق سعادتي يقود الى المدفئه بالداخل |
| Bu fotoğraf,ormandaki Kolombiya uyuşturucu tesisine giden bir yolda çekildi. | Open Subtitles | تم التقاط هذه الصوره فى الطريق الذى يقود الى مستودع مخدرات فى الغابه الكولومبيه |
| Depo alanına giden bir kapı var. | Open Subtitles | ستجد باب يقود الى وحدة التخزين |
| Bu da kendisini değersiz ve çaresiz hissetmesine yol açmış. | Open Subtitles | والذى يقود الى الشعور بأنه لا قيمه له و اليأس |
| Bu, en ufak bir başarısızlıkta kimin ayrılacağı konusuna kilitlenen çiftlere yol gösterir. | TED | مما يقود الى أزواج مهووسين بالأداء والذين سينفصلون عن بعضهم البعض، بكل سهولة عند أدنى فشل |
| Hepbirlikte çalışarak, arabaları ve hayvanları, nehrin yanındaki, Oregon'a giden yola indiririz. | Open Subtitles | جميعكم لكي تنزلوا العربات والثيران (الى النهر الذي يقود الى (اوريغون |
| Kuzey Orleans'a giden bir çıkış var. | Open Subtitles | يحتوي على مدخل يقود الى "نورث اورلينز |
| Bizler dünyadışından talimatları alan yıldızlar arası yol ile dış uzaya bakan kişileriz. | Open Subtitles | نحن مستقبلوا التعليمات من خارج الأرض بشأن ممر بين النجوم يقود الى الفضاء الخارجي |
| Ayrıca mali istikrarsızlığa yol açabilir ve açık eko... | Open Subtitles | كما يمكن ان يقود الى عدم الاسقرار المالى ويكشف الاقتصاد |
| Bu maddenin her tekrarı, bilinç kaybı kalp yetmezliği ve katatoni'ye yol açıyor. | Open Subtitles | كل تكرار لهذه المادة يقود الى.. تشنج، عجز قلبي، جامود. |