| ıçinde hiç para yoktu, ama ehliyeti vardı ve üç dört tane de fotoğraf. | Open Subtitles | لم يكن فيها أي مال فقط رخصة قيادة مع 3 أو 4 صور |
| Bu liste senin ofisin üzerinden geldi, ama senin ismin içinde yoktu. | Open Subtitles | تلك القائمة دخلت مكتبك ولكن اسمك لم يكن فيها |
| Tamam mı? yoktu. Bir kedi yavrusunun zavallı bir okul fotoğrafı vardı. | Open Subtitles | لم يكن فيها سوى صورة مدرسة وصورة قطة مثيرة للشفقة |
| Geldiğim yerde hiç yoktu. | Open Subtitles | نعم، حسناً في دياري لم يكن فيها أيّة مياه |
| Ama süratli bir şekilde ortaya çıkana kadar hiçbir özelliği yoktu. | Open Subtitles | ولكن لم يكن فيها أي شيء مميز حتى عرضت بطريقة التتابع السريع. |
| Kasaya kadar tünel kazdık ama bir şey yoktu. | Open Subtitles | حفرنا نحو الخزنة لكن لم يكن فيها شيء. |
| Şimşekler çakıyordu. Yağmur yoktu. | Open Subtitles | كانت عاصفة رعديه ولم يكن فيها مطر |
| ...saçma nedenlerden dolayı alkol yoktu. | Open Subtitles | لم يكن فيها الكحول لسبب غريب ما |
| Dr. Montgomery'nin evinin arkasındaki labirentte canavar yoktu. | Open Subtitles | المتاهة التي خلف منزل الدكتور "مونتغومري" لم يكن فيها وحش، |
| Adam satın aldığını söyledi , çünkü bir hata ayıklama aracıydı, bilirsiniz, ...o kadar eskiydi ki devre kartı yoktu, ...bu durumda uzaylılar ya da herneyse geldi ve teknolojimizi yok etti. | Open Subtitles | قال الرجل انه اشتراها لأنها مركبة خنفساء بالخارج، كما تعلم، قديمة جدا لم يكن فيها لوحة الدوائر الكهربائية، في حالة مجئء الفضائيون أو ايا كان بالتشويش على تقنياتنا. |
| Kabadayılar yoktu öyle. | Open Subtitles | فلم يكن فيها متنمرون |
| Hayatımda iyi olan en ufak bir şey bile yoktu. | Open Subtitles | لم يكن فيها شيء جيد |
| Tüm çantaları depodaydı fakat Kanca orada yoktu. | Open Subtitles | {\pos(190,210)}كانت كلّ حقائبها في غرفة الأمتعة لكنّ (هوك) لمْ يكن فيها. |
| İçinde esrar yoktu. | Open Subtitles | لم يكن فيها حشيشة. |
| - İçinde para yoktu. - Hadi canım. | Open Subtitles | ـ لم يكن فيها مال ـ بلا مزاح |