Bir taraftan, birisi hakkında aşırı olumsuz, ahlaksız bir bilgi öğrenmek aşırı olumlu ve erdemli bir bilgi öğrenmekten daha güçlü bir etki bırakıyor. | TED | من وجهة نظر، أخذ معلومات سلبية ولا أخلاقية حول شخص عادة ما يكون لها تأثير قوي من أخذ معلومات إيجابية وأخلاقية جداً. |
Kolay problemleri de hedefleyebilir ve onlar için küçük çözümler üreterek sonunda büyük bir etki yapabilirsiniz. | TED | حيث يمكنك أيضاً استهداف مشاكل بسيطة وإيجاد حلول بسيطة لها يكون لها تأثير كبير في نهاية المطاف. |
Doktorlar bunların annenin sağlığına hemen etki edeceğine garanti verdi. | Open Subtitles | الأطباء يؤكدوا لي أن هذه سوف يكون لها تأثير فوري علي صحة والدتك |
Yıllarca etkisi olmayacak, ve çevresel riskleri buna değmeyecek. | Open Subtitles | لن يكون لها تأثير على مدى سنوات المخاطر البيئيه لاتستحق ذلك |
Hatta ben doğru kızın senin üstünde iyi bir etkisi olacağını düşünüyorum. | Open Subtitles | يمكن أن يكون لها تأثير جيد جداً عليك أجد على أية حال ، أن إعلانكِ مؤسف |
Ama ben Liberaller'in teklifini bizzat okudum ve bir ekonomi uzmanı olarak diyorum ki, yeni işgücü arzı bakımından lafını etmeye değecek bir etkisi olmayacak. | Open Subtitles | ولكن بعد قراءة التفاصيل فلن يكون لها تأثير على خلق فرص عمل |
Yani eğer ormandaki insanların kanunları uygulamalarına yardım edebilirsek bu oranı yüzde 17 oranında azaltabilir ve kısa vadede büyük bir etki yaratabilirdik. | TED | إذا استطعنا مساعدة الناس في الغابة في فرض القواعد الموجودة هناك، من الممكن أن نستهلك كثيرًا في هذه الـ 17 % ويحتمل أن يكون لها تأثير كبير على المدى القصير. |
Kafein ve nane içeren besinler LES üzerinde rahatlatıcı bir etki sağlayabilir ve bu da işlevini düzgün bir şekilde yapması için önemli bir rol oynar. | TED | فالأطعمة الحاوية على الكافيين والنعناع ضمن مكوّناتها قد يكون لها تأثير باسترخاء عضلة LES، مما يجعلها غير قادرة على القيام بوظيفتها. |
Ruanda'ya gitmeliyim. Daha büyük bir etki yaratmam gerekiyor. | Open Subtitles | سوف يكون لها تأثير |
Evet bir etki bırakacak. | Open Subtitles | أجل , سوف يكون لها تأثير |
Bu şeylerin kariyerinde bir etkisi olmuş olmalı. | Open Subtitles | وكان لهذه الأشياء أن يكون لها تأثير على حياتك المهنية. |
Bencilce kararların grup üzerinde bir etkisi var. | Open Subtitles | القرارات الأنانية يكون لها تأثير على المجموعة. |
Obezite ve beslenme biçiminin gen değişimleriyle bir ilgisi olduğuna yönelik bazı kanıtlar bulunmaya başlanıyor ki bunların, bir bebeğin beyninin çalışmasına etkisi olabilir ya da olmayabilir. | TED | لقد أصبح هناك بعض الأدلة على أن السمنة والنظام الغذائي لها علاقة بالتغيرات الجينية، والتي قد أو قد لا يكون لها تأثير على طريقة عمل الدماغ في الجنين. |
Sizlerle onlarca yüzlerce milyon insan üzerinde etkisi olabilecek icatlarımdan üçünü tartışacağım. | TED | سأناقش معكم ثلاثة من اختراعاتي التي من الممكن أن يكون لها تأثير على العشرات إلى مئات الملايين من الناس و التي نتمنى أن تحدث |
Evet, biliyorum. İnsanlar üzerinde kendinden geçme etkisi yaratıyorlar. | Open Subtitles | يكون لها تأثير النشوة حقا على الناس |