| Alay, kıçındaki boku, Tabur ile Tabur ise Bölük ile siliyor ve bize düşen de kalan pisliği yalayarak temizlemek! | Open Subtitles | الفوج يمسح مؤخرته بالكتيبة و الكتيبة تمسح مؤخرتها بالسرية و نحن نتبقى نلعق القذارة المتبقية |
| Yelkeni indirmek gerekli, radarları tarıyor olabilir. | Open Subtitles | أفضل تنزل الشراع فى حالة أن رادارهم يمسح |
| Bu adamın bilgisayarında çocuk pornosu varsa ve biz yanlış bir şifre girersek bu, bütün harddiski silecek bir virüsü devreye sokabilir. | Open Subtitles | إن كان هذا الرجل لديه فيديو إباحي للأطفال على حاسوبه وكتبنا كلمة المرور الخاطئة فربما يسبب فيروس يمسح كامل القرص الصلب |
| kederi yüzünden silip atıyor. Susuz parmağını, diline bastırıyor, ve tuzu tadıyor. | TED | يمسح الأسى من على وجهه، ويضع اصبعه العطشان، على لسانه العطشان، ويتذوق الملح. |
| Ama sümüğünü koluna silen biri, tuvalet temizliği konusunda pek iyi bir yerde değildir. | Open Subtitles | لكن أظن أن من يمسح أنفه بكم قميصه لا يهتم أصلاً بالنظافة الشخصية |
| böylece hiç bir denklemi silmek zorunda kalmıyor. | Open Subtitles | لدرجة أنه لن يحتاج أبداً أن يمسح أياً من معادلاته |
| O haldeyken hiç de kabul edilebilir olmadığı halde eli dururken kıçını sünger sopayla silmeye niyetlendiği tespit edilmiştir. | Open Subtitles | شُوهد ييضعه بقرب الصاري وهذا تصرف غير مقبول من إنسان، وبدلا من ذلك، اختار أن يمسح براحتي يديه العاريتين |
| Alt katında iriyarı bir adam plaj havlusu ile büyük bir kan gölünü temizliyor. | Open Subtitles | بينما الشقة التي تحتها فيها رجل ضخم يمسح بقعة دم كبيرة |
| Eve her girişinde ayakkabılarını siler, ve daha anlatılacak bir sürü şeyi var. | Open Subtitles | و يمسح دائماً حذائه قبل دخوله للمنزل و هذا يعني الكثير |
| Sonra, Sam amca kıçını kalitelisiyle silerken neden Krakozhialıların ucuz tuvalet kağıdı kuyruğunda beklediğini anlarsın. | Open Subtitles | ثمّ ستعرف لماذا القراقوزيون ينتظرون في الطابور من أجل ورق مرحاض رخيص بينما يمسح العمّ سام مؤخرته بمناديل ذات طيتين |
| Dişinin teşvik edici tadını doğrulamak için, kendi ayağıyla ağzını siliyor. | Open Subtitles | ليتيقّن أن طعمها مشجّع يمسح أقدامه عبر فمه. |
| Babalar Günü. Oğlum, kapalı dudaklarımdan akan salyayı siliyor. | Open Subtitles | عيد الأب، يمسح إبني اللعاب الذي يسل من شفتي المقفلتين |
| Sistem saatte iki milyon görüşmeyi tarıyor. | Open Subtitles | يمسح النظام 2 milllon conversatlons في السّاعة. |
| Bu gece ben uyurken zihnim bugün bildiğim her şeyi silecek bugün yaptığım her şeyi ve yarın da bu sabah olduğu gibi beni bir hayatın beklediğini umarak uyanacağım. | Open Subtitles | الليلة، كلما أنام، يقوم عقلي بمسح كُل شيء أعرفه اليوم، يمسح كُل شيء أفعله اليوم. وأستيقظ غداً كأني فعلتُ هذا في الصباح، |
| Sadece tetiği çekerek sizi bir anda silip atabiliriz. | Open Subtitles | يمكننا أن يمسح لكم فقط عن طريق سحب الزناد. |
| Ama sümüğünü koluna silen biri, tuvalet temizliği konusunda pek iyi bir yerde değildir. | Open Subtitles | لكن أظن أن من يمسح أنفه بكم قميصه لا يهتم أصلاً بالنظافة الشخصية |
| Hızla ölürüm cesedimi ortadan kaldırırsın ve bilgisayarlarımı temizlemek ve dosyalarımı silmek için bir ekip yollarsın. | Open Subtitles | ، ويقتلني بسرعة وتنقل جثتي ، وترسل فريقاً لكي . يمسح حاسوبي ، ويدمر ملفاتي |
| Hırsızlığın yapıldığı güne ait komut günlüklerini silmeye çalışmış. Virüs vardı. | Open Subtitles | حاول أن يمسح سجلات الرائد في صباح السرقة |
| Kaç tıp öğrencisi binayı temizliyor? | Open Subtitles | كم طالباً بالطب جعلته يمسح الأرض؟ |
| Ama diğeri duvar siler gibi ileri geri götürüyor. | Open Subtitles | لكن الآخر يمسح ذهابًا وإيابًا، كما لو أنه يمسح جدارًا. |
| Sonra, Sam amca kıçını kalitelisiyle silerken neden Krakozhialıların ucuz tuvalet kağıdı kuyruğunda beklediğini anlarsın. | Open Subtitles | ثمّ ستعرف لماذا القراقوزيون ينتظرون في الطابور من أجل ورق مرحاض رخيص بينما يمسح العمّ سام مؤخرته بمناديل ذات طيتين |
| Ve sesin bir kısmı silme kafasından kurtulabilir. | Open Subtitles | صحيح إذاً عندما رأس الماسحة يمسح الشريط فقط يفوت بعضاً من الأصوات |
| İradem dışında beni aldı, hafızamı sildi ve eve döndüğümde de Karalık Fea olu-verdim? | Open Subtitles | يختطفني قسرا يمسح ذاكرتي و عندما أعود أجد بأنني فاي مظلمة |
| Ya da hisselerini kurcalayıp piyasayı oyuna getirdiğim gösteren ticari kayıtlarını silemez. | Open Subtitles | الذين قمت بتسميمهم أو يمسح سجلات المتاجرة لعبثك بالمخزون |
| Yengeç, sığınağının bir metre çevresindeki her kum zerresini temizler. | Open Subtitles | يستطيع السرطان الواحد من هذا النوع أن يمسح كل حبة رمل في محيط متر حول جحره. |
| Kanepede yatıp salam dilimiyle göz yaşlarını silmesini istemiyorum. | Open Subtitles | ولا يمكنني تركه على الأريكة يمسح دموعه بقطع اللحم |