Tanıtmak üzere olduğum cihaz alanında devrim yaratacak. | Open Subtitles | الجهاز الذي سأعرضه عليكم الآن سوف يُحدث ثورة في عالم صناعة الأجهزة بالكامل |
Fark yaratacak bir şey yapmak istediğimi söylüyordum, işte bu benim şansım. | Open Subtitles | وكنتُ أتحدث بشأن رغبة لفعل شيء الذي من شأنه يُحدث فرقاً وهذه هي فرصتي |
Almanya'da büyük bir heyecan yaratacak, beraber el ele Avrupa'yı silip süpüreceğiz... mahvedeceğiz... | Open Subtitles | سوف يُحدث ضجّة في ألمانيا ضجّة سوف تمتد في أرجاء أوروبا مدمرّةً... |
Fark yaratacak bir film yapmak için umutsuz. | Open Subtitles | ومستميت لإنتاج فلم يُحدث فرقاً |
Çalışmıyor ama sinir bozucu bir ses çıkarıyor, soğuğu unutturuyor. | Open Subtitles | إنه لا يعمل ، ولكنه يُحدث ضوضاء مزعجه تجعلك تنشغلين عن البرد |
Eğer doğru hatırlıyorsam atmosferde zincirleme bir reaksiyon yaratıp Dünya'daki her Zygon'un içini dışına çıkarıyor. | Open Subtitles | وإذا لم تخذلني ذاكرتي كان يُحدث سلسلة تفاعلات في الجو، تحوّل كل زيغون على الأرض إلى هيأته |
Evet. Bu büyük fark yaratacak senin için, tamam? | Open Subtitles | هذا سوف يُحدث فرقاً كبيراً |
Bu hiç hayal etmediğin kadar olay yaratacak. | Open Subtitles | هذا سوف يُحدث ضجة لن تتخيليها |
Bazı çürük yumurtalar sorun çıkarıyor. | Open Subtitles | يبدو أنه هناك بيض سيء يُحدث مشاكل |
- Kocanın yeni patronu orada sıkıntı çıkarıyor. | Open Subtitles | -زوجك الرئيس الجديد يُحدث مشكلة هناك |