| Ya da ekibin ihtiyacı olan yetenek olduğumu kabul edebilirsin. Ekibe katılmak istiyorum. | Open Subtitles | أو يُمكنك أن تعترف بهذه المهارة التي تحتاجها في فريقك، أريد الانضمام لكم |
| Ama yine de bütün müvekkillerinin masum olduklarını iddia etmeye devam edebilirsin. | Open Subtitles | و لكن لا يُمكنك أن تستمر في الإفتراض أن جميع موكليك بريئين |
| edebilirsin! Ben yapılmasına dayanabiliyorsam, sen de söylememeye dayanabilirsin! | Open Subtitles | إذا أنا يُمكنني تحمل الأمر، فأنت يُمكنك أن تلتزم الصمت. |
| Kasabada benimle olabilirsin, her zaman planladığımız gibi. | Open Subtitles | يُمكنك أن تأتى معى إلى المدينه كما نخطط دائماً |
| Bu dünyada kendi tarihini yaratmakta özgür olabilirsin. | Open Subtitles | إنّه عالم حيث يُمكنك أن تكون حراً لخلق تاريخك الخاص. |
| Onlardan biri olmama müsaade edemezsin. | Open Subtitles | لا يُمكنك أن تدعني أصير مِثلَ تِلك الأشياء. |
| Bu yüzden hayır, bu konu hakkında kesinlikle hiçbir fikri olmadığına emin olabilirsiniz. | Open Subtitles | لذا، لا يُمكنك أن تكون واثقٍ بإن ليس لديه فكرة عن هذا الأمر. |
| Bana ait olan, yakında gelecek böylece birliğinde kalıp vazifene devam edebilirsin. | Open Subtitles | هذا القسم الذي يخصني، والذي سأحوذه قريباً، لذا يُمكنك أن تُنظم نفسكَ بشكل صحيح مع الفوج وتستمر فى الخدمة |
| Tanrı'na, oğluna kurtarması için dua edebilirsin ya da eğilip, bana dua edebilirsin. | Open Subtitles | يُمكنكَ إما أن تصلي لربّك كي يُنجّي ابنك، أو يُمكنك أن تركع وتصلّي ليّ. |
| Seni götürecekler. Orada dans edebilirsin. | Open Subtitles | سوف يأخذونك إلى هناك، يُمكنك أن ترقص هناك |
| Mahallemizde de iyi bir polis olmaya devam edebilirsin. | Open Subtitles | و يُمكنك أن تستمر بأن تكون شُرطي جيد داخل حييّنا. |
| - İstersen beni şikayet edebilirsin. - Böyle bir şey olmayacak. | Open Subtitles | يُمكنك أن تبلغ عني كما تشاء - هذا لن يحدث - |
| Ne? Benimle de sohbet edebilirsin. | Open Subtitles | نعم - يُمكنك أن تحصل علي مُحادثات لطيفة معي - |
| Bu konuda beni desteklersen bu adamların hakkından gelen kişi olabilirsin. | Open Subtitles | إن وقفت بجانبي بهذا الأمر، يُمكنك أن تكون الرجل الذي يطيح بهؤلاء الرجال. |
| Fazla dikkat çekmek. İyi bir hırsız olabilirsin ama çok iyi bir hırsız olamazsın. | Open Subtitles | جذب انتباه كبير إليكِ، يُمكنك أن تكوني لصّة جيّدة، وإنّما ليس بدرجة كبيرة. |
| Ama haftada 3 bine daha iyi bir arkadaş olabilirsin. | Open Subtitles | لكن مُقابل 3 آلاف دولار بالأسبوع يُمكنك أن تكون صديقاً أفضل |
| - Acele edeceğimden emin olabilirsin. | Open Subtitles | -أعتقدُ أنك يُمكنك أن تكون واثقاً جداً سأكون هادئاً. |
| Neler duyabileceğini tahmin bile edemezsin. | Open Subtitles | لا تعرف أبداً ما يُمكنك أن تسمعه مُصادفةً |
| Sesini duyurmadıktan sonra bu dünyada hiçbir şey elde edemezsin. | Open Subtitles | لا يُمكنك أن تحصل على أيّ شيء .في هذا العالم بدون أن تسمع |
| - Moruk, bu heriflere durduk yerde ateş edemezsin | Open Subtitles | كلا، يا رفيقي، لا يُمكنك أن تطلق النار على هؤلاء الرجال. |
| Onlarla alay edebilirsiniz, farklı görüşlere sahip olabilirsiniz onları kötüleyebilirsiniz. | Open Subtitles | يُمكنك أن تقتبس من كلامهم أو تختلف معهم يُمكنك أن تُمجّدهم أو أن تحط من قدرهم |
| Kullan-at telefondan aramış olabilirsiniz. | Open Subtitles | كانت يُمكنك أن تتصل من هاتف عام. |