| Ve daha da kötüleşiyor, çünkü bütün bu rakamlar yükseliyor çünkü bunlar genel olarak yaşa bağlı hastalıklar ve giderek daha uzun yaşıyoruz. | TED | وتزداد الأمور سوءًا، لأن كل هذه الأرقام في تزايد لأن هذه إلى حد كبير هي الأمراض المرتبطة بالعمر، ونحن نعيش مدة أطول. |
| Mantıklı, çünkü bunlar en şiddetli etkilenen hücreler. | TED | وهذا منطقي لأن هذه الخلايا هي الأكثر تعرضاً للأصابة بحكم كونها الأكثر إنقساماً |
| çünkü bunlar beni kusursuz bir insana aşık olmam için hazırladı. | Open Subtitles | لأنها ساعدتني على أن أكون جاهزة لأشترك بحبي مع الشخص المناسب. |
| çünkü bunlar size zamanı geldiğinde kalkabileceğiniz konusunda güvence veriyor. | Open Subtitles | لأنها تطمئن المرء بأنه سيكون على قدر المهمة عندما تحين |
| Öğrenme sürecinde bir plan geliştirirseniz o ekstra zamana ihtiyacınız olmaz çünkü bunlar günlük hayatınızın bir parçası olur. | TED | لو وضعت خطة لعملية التعلم، لن تحتاج إلى إيجاد المزيد من الوقت، لأن ذلك سيصبح جزءًا من حياتك اليومية. |
| Etrafınıza bakın, çünkü bunlar sizin takım arkadaşlarınız, gençler. | Open Subtitles | انظروا حولكم لأن هؤلاء زملاءكم في الفريق يا شباب |
| 100 milyon aileyi, veya banliyölerderdeki pek çok şeyi oradan çıkarabilirsiniz çünkü bunlar doğanın bir parçası. | TED | يمكننا ان نسكن 100 مليون عائلة بها .. ويمكننا ان نصنع ضواحي كاملة بها لان هذه المنازل عبارة عن جزء من البيئة |
| Koruyucu giysi şart, çünkü bunlar zehirli kimyasallar ve böceklerin yanı sıra insanları da öldürebilirler, | TED | المعدات الواقية مهمة لأن هذه المبيدات هي مواد كيميائية سامة تقتلُ الناس كما الحشرات. |
| Yine de tamamen bir yabancı olan benimle, sevdiklerinin ölümü hakkında konuştular. çünkü bunlar neşeli olanlar kadar bizi mimleyen ve oluşturan deneyimler. | TED | لكنهم يتحدثون معي، وانا غريبة، عن الشخص الذي أحبوه وتوفي، لأن هذه التجارب تُميزنا بقدر ما تفعل التجارب السعيدة. |
| Var olduklarını bilmeliydik çünkü bunlar çıplak gözle görülebilen tek bakterilerdir. | TED | ينبغي أن نكون قد عرفنا بوجوده. لأن هذه هي البكتيريا الوحيدة التي تستطيع أن تراها بالعين المجردة. |
| Sana iyilik yapmışlar çünkü bunlar senin adınla yayımlanacak ve bir kariyerin olacak. | Open Subtitles | لقد قدموا لك معروف لأن هذه الاشياء سيتم نشرها تحت اسمك و سيكون لديك مشوار مهني |
| çünkü bunlar daha önce gördüğüm timsah ısırıklarına benzemiyor. | Open Subtitles | لأن هذه لا تبدوا مثل أي عضه تمساح رئيتها من قبل |
| çünkü bunlar aklını alacak. | Open Subtitles | أيقظك الخلاط ؟ تستحق ذلك لأن هذه الأشياء سوف تفقدكِ صوابك |
| Ve bu binlerce yıldır sürüyor, çünkü bunlar zor sorular, ve benim yalnızca 15 dakikam var. | TED | ولا نزال كذلك منذ اّلاف السنين ، لأنها أسئلةٌ من الصعب الإجابة عليها ، ولدي فقط 15 دقيقة. |
| Bunları yanımda getirdim çünkü bunlar büyükbabamın en sevdiği yazarlar tarafından yazılmış. | TED | لقد جلبت هذه الكتب معي لأنها كتب أدرجت على قائمة مؤلفي جدي المفضلين. |
| Ve bence bunu sıradışı bir şey yaparak harcamalısınız çünkü bunlar bonus dakikalar. | TED | وأعتقد أن عليكم أن تقضوها في فعل أشياء غير معتادة لأنها دقائق إضافية. لم تكونوا ستحصلون عليها بأي حال. |
| Biyolojik hikâyelere kulak vermek mantıklı geliyor, çünkü bunlar binlerce yıl boyunca zamana karşı test edilmiş evrimleşmelerdir. | TED | إنه من المعقول أن نعير الإنتباه إلى الحكاية البيولوجية لأنها تمثل تطورًا عبر الوقت مجربًا زمنيًا عبر آلاف السنين. |
| Fırsat maliyetine odaklanmayan hikayeler veya insanların karmaşık amaçlanmamış sonuçları ile ilgili hikayeler değil, çünkü bunlar genellikle iyi bir hikaye oluşturmaz. | TED | القصص التي لا تركز على فرصة التكلفة، أو التبعات المعقدة وغير المقصودة لتصرفات البشر، لأن ذلك غالبًا لا يصنع قصة جيدة. |
| çünkü bunlar onun külleri. İşte bu yüzden. | Open Subtitles | بل لأن ذلك هو رماده هذا هو السبب |
| Bunu söylüyorum çünkü bunlar çok zor hastalar. | TED | وأقول هذا لأن هؤلاء مرضى صعبين. |
| çünkü bunlar at isimleri. Bu at isimlerine deli oluyorum. Şurayı oku, bu dün Cleveland'da koştu. | Open Subtitles | لان هذه اسماء جياد واسماء الجياد تقتلنى من الضحك |