| Sen Sahra'da bir Kızılhaç çadırındaki zihinsel özürlüsün. | Open Subtitles | متخلف عقلي في خيمة للصليب الأحمر في الصحراء |
| Onun kuşattığı tek şey komuta çadırındaki yemek masasıdır. | Open Subtitles | جلّ ما آرساه هو جدول للولائم في خيمة القيادة |
| Sirk çadırındaki odamda. | Open Subtitles | فى غرفتى. فى خيمة السيرك. |
| Geçen gün fasulye yediğinde Zahir'in çadırındaki... kokudan beri böyle pis bir koku duymadım. | Open Subtitles | لم يسبق لي أن شممت رائحة كريهة (إلى هذا الحد، منذ خيمة (زهير عندما تناول الفاصوليا ذاك اليوم |
| Hala Sammy'nin Kızılderili çadırındaki gibi mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | أما زلت تعتقد ما قلته في خيمة (سامي)؟ |