| Eğer bu taraftan birileri bu kişilerin ne yaptığını anlamazsa sorun olmaz çünkü birbirimizin daha iyi bir hareket için çalıştığımızı biliyoruz. | TED | إذا لم يفهم أحدهم فيما يخص هذا الجانب ما تحاول فعله تلك المجموعة، فلا بأس، لأننا جميعاً نثق أننا نعمل لصالح الحركة. |
| Düşündüm de, belki de kazadan önce ne üzerinde çalıştığımızı görmek istersin. | Open Subtitles | أعتقد بانك ستود أن ترى ما كنا نعمل عليه قبل وقوع الحادثة |
| Öğrencilerin onlar için sıkı çalıştığımızı ve birbirlerini desteklediklerini görmesi çok önemli. | TED | لقد كان حاسماً أن يرى الطلاب أننا نعمل بجد من أجلهم و أنهم يقومون بدعم بعضهم البعض |
| Ne amaçladığımızı ve ne yapmaya çalıştığımızı göremeyen birçok kişi vardı. | TED | لم يفهم كثيرون ما كنا نهدف إليه، وما كنا نحاول فعله. |
| Times'takiler bir tufan çıkartarak bir şeyler saklamaya çalıştığımızı söylüyor. | Open Subtitles | التايمز تقول أننا نحاول اخفاء الأشياء من خلال التسبب بفيضان |
| "Heidi"yi okuduğumuz zamanları hatırlıyor musun? Ve peyniri şöminede eritmeye çalıştığımızı? | Open Subtitles | أتتذّكرين عندما قرأنا "هايدي" ومِن ثم حاولنا إذابة الجبنة في المدفأة؟ |
| Bunu söylediğim zaman, insanlar kanseri tedavi etmek için çalıştığımızı zannediyor. | TED | عندما أقول ذلك الآن، يسمعُ أغلب الناس أنني أقول أننا نعمل على علاج السرطان. |
| Bu problem üzerinde çalıştığımızı bilen yoktu ve bulgumuzu ilk defa şu an paylaşıyorum. | TED | لم يكن أحد يعلم بأننا نعمل على حل هذه المشكلة وهذه هي أول مرة أشارك فيها ما قمنا باكتشافه. |
| Son verilecek bir proje üzerinde çalıştığımızı bilsek de o aylar süresince verimimiz tavan yaptı. | TED | حتى وعلى الرغم أننا نعلم أننا نعمل على مشروع سيتم إيقافه، في خلال تلك الأشهر، خرقت نتائجنا سقف التوقعات. |
| Ne kadar çok çalıştığımızı görmezlikten gelip, sonra da elimizden almazlar. | Open Subtitles | هم لا يراقبونا نكسر ظهورنا ونحن نعمل لكي يسلبوها مننا |
| Altı üstü bir çizgi romancıda çalıştığımızı mı sanıyorsun? | Open Subtitles | أتعتقد بأننا قد نعمل في مكتبة هزلية لناسِ ؟ |
| Ruslar kendi aşılama projemiz için çalıştığımızı nereden biliyorlardı? | Open Subtitles | كيف عرف الروس أننا نعمل على لقاح خاص بنا؟ |
| Otoparkta arabana bindiğimde aynı örgüt için çalıştığımızı ben bile anlamamıştım. | Open Subtitles | عندما كنت معكِ في موقف السيارات ولم أدرك أنك وأنا نعمل لنفس المنظمة |
| Grubumdaki genç bir bilim insanı, dev çarpışmanın dönüşünü değiştirmeye çalıştığımızı öne sürdü. | TED | اقترح عالم شاب في فريقي أن نحاول تغيير دوران الاصطدام العملاق. |
| Yerlilerle yeni bir anlaşma imzalamaya çalıştığımızı bilgilerinize sunarım. | Open Subtitles | لمعلوماتك فانا نحاول ان نتوصل الى اتفاقية جديدة مع الهنود |
| Ya da sınırı geçmeye çalıştığımızı, geri zekâlı mısın sen? | Open Subtitles | او أننا نحاول أن نعبر الحدود أأنت بهذا الحمق؟ |
| Gitmesi için sebepler bulmaya değil de, bu herifi yakalamaya çalıştığımızı sanıyordum. | Open Subtitles | إعتقدت بأنّنا كنّا نحاول أن نكسر هذا الرجل لا يبحث عن الأسباب لتركه يذهب. |
| İmar kurulu bu genişlikteki bir araziye göre gereğinden fazla ev sığdırmaya çalıştığımızı düşünüyor ki kar etmek için böyle yapmamız gerekiyor zaten. | Open Subtitles | لجان المناطق, تشعر أنّنا نحاول أن نضغط الكثير من الوحدات على هذا الحجم وإذا أردنا أن نحقق الأرباح |
| Bunu çözmeye çalıştığımızı düşünüyordum. | Open Subtitles | كنت أظن أننا نحاول إصلاح ما بيننا من أمور |
| Onu öldürmek zorundaydık, yoksa herkese onu öldürmeye çalıştığımızı anlatırdı. | Open Subtitles | وجب علينا قتله، أو أخبر الناس أننا حاولنا قتله |
| Başka bir yere gitmeye çalıştığımızı biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أننا نُحاول الوصول .لمكان آخر. |
| Net olayını ve Frank'i nasıl kurtarmaya çalıştığımızı duymuşlar ve otobüs atlayışı için sposor olmak istiyorlar. | Open Subtitles | سَمعوا عن مادةِ الويبَ، وكَمْ نحن نُحاولُ إنْقاذ فرانك وهم ضامن أردت ان الذي قفزة الحافلةَ، |
| Bu programda, çok gizli şekilde çalıştığımızı biliyorum ama bence riske değer. | Open Subtitles | أعرف أننا كنا نقوم بهذا في سرية تامة في هذا البرنامج و لكني أعتقد أنّه يستحق المخاطرة |