| Çünkü sürekli seni izlemek ve senin için endişelenmek çok yorucu. | Open Subtitles | لكن السبب أنه أمر مرهق أن أراقبك وأقلق بشأنك طوال الوقت |
| Ona ne kadar iyi uçabildiğini göstermek zorunda ancak bu çok yorucu bir iş. | Open Subtitles | عليه أن يُريها كيف يطير جيّداً، لكنه عمل مرهق. |
| Lütfen bağışla, ama çok yorucu bir akşam geçirdim. | Open Subtitles | يجب أن تعذرني، لأنني قضيت أمسية متعبة جداً |
| Kardes gibi görünmek çok yorucu. | Open Subtitles | التصرف بود مجهد |
| Ya siz? Umarım yolculuğunuz çok yorucu geçmemiştir. | Open Subtitles | و أنت , أرجو ألا تكون الرحله أرهقتك |
| Çok yoruldum. Bereket yağdıran olmak çok yorucu. | Open Subtitles | يا الهي,أنا متعب,كونك جالب الثروات أمر متعب |
| Tommy, senin bu aileye girip çıkmaların çok yorucu inan. | Open Subtitles | تومي، إنه من المرهق رجوعك ثم مغادرتك للعائلة |
| Tanrım, bu çok yorucu, Nick her zaman onu hayal kırıklığına uğratmak. | Open Subtitles | ياالهي , هذا مرهق جداً يا نك تخييب ظنه دائما |
| Bunları yüksek sesle söylediğinde kulağa çok yorucu geliyor. | Open Subtitles | حين تقولين ذلك بكل صراحة، يبدو الأمر... . حسناً، يبدو مرهقاً جداً |
| Genç bir kocanın tek eşi olmanın çok yorucu olduğunu sanırdım. | Open Subtitles | أعتقد أنك علي الأرجح مرهقة جدا لكونك الزوجة الوحيدة لزوجك الشاب |
| Belki de öyle, fakat mükemmelliği aramak çok stresli demek spor yapmak çok yorucu demekle aynı şey. | TED | حسنًا، ربما، ولكن القول بأن السعي لبلوغ الكمال أمر مرهق كالقول بأن ممارسة الرياضة أمر منهك للغاية. |
| Seni sevmek çok yorucu. Bir şey istediğimde sana yalvarmak zorunda kalıyorum. | Open Subtitles | محبتك أمر مرهق دائما يتوجب إن اتوسل إليك |
| Izgara yıkamak çok yorucu muydu? | Open Subtitles | أليس غسل المشواه عمل مرهق ؟ |
| Mağazada vermek, çok yorucu olmalı. | Open Subtitles | لابدّ أنك متعبة جداً من تَخلّيك عن ذلك المركز التجاري |
| Kardeş gibi görünmek çok yorucu. | Open Subtitles | التصرف بود مجهد |
| Ya siz? Umarım yolculuk çok yorucu değildi. | Open Subtitles | و أنت , أرجو ألا تكون الرحله أرهقتك |
| Bu çok yorucu. Çatlaklardan bir şeyler görebilmek için sürekli dış cepheye balyozla vurmak gibi. | Open Subtitles | إنه أمر متعب دائماً نطرق الواجهة بالمطرقة لنحصل على مجرد نظرة عبر الشقوق |
| Onlara hak veriyor görünmek de çok yorucu olabiliyor. | Open Subtitles | يكون من المرهق التظاهر بأنهم محقون |
| Bu savaşı tek başına yapıyor olmak çok yorucu olmalı. | Open Subtitles | محاربة هذه الحرب لوحدك أمر مرهق جداً |
| "bu çok yorucu olmalıydı. | Open Subtitles | عليه أن يكون، ولا بد... أن يكون ذلك مرهقاً جداً" |
| Ortalamalarını yüksek tutmalarının zaten çok zor olduğunu benim ekstra antrenmanlarımın çok yorucu olduğunu ve ortalamalarını iyice düşürdüğünü söylediler. | Open Subtitles | هم يقولون من الصعوبة بمكان ان يرفعوا درجاتهم تدريباتي مرهقة جدا والتدريب الزائد يؤدي الى انخفاض معدلاتهم |
| Karnın ağrıyor ve arabalara binmek için sıra beklemek çok yorucu geliyor artık. | Open Subtitles | عِنْدَكَ a وجع بطنِ... وأنت مُتعِب جداً لأنْ تَنتظرُ في الطابور للجولاتِ أكثر. |
| Gittiler. Ohh. Çocuklarla oynamak çok yorucu. | Open Subtitles | لقد ذهبن اللعب مع هؤلاء الاطفال مرهق جدا |
| Bana yazmasan daha iyi, cevap vermek çok yorucu. | Open Subtitles | ،كنت أفضل ألا تكتب لي فموافاتك بالرد عمل مضني |
| çok yorucu. | Open Subtitles | كم هذا متعب بالنسبة لك |
| çok yorucu oldu ama dayanamadım, sen gelmeden her şeyi hallettim. | Open Subtitles | كان فعل خبيث مني ، ولكن لم أستطيع المقاومة. أنا ثبتها حتى بدونك. |