| Hanımefendi, burada kimi kimden koruduğumuzu tartışıyorduk. Bence ünlü biri. | Open Subtitles | سيّدتي، كنّا نناقش من الذي نقوم بحراسته هناك وأفكر أنّه شخص مشهور |
| Hemen bakma ama sanırım içeri ünlü biri girdi! | Open Subtitles | لا تنظري الآن ولكن أعتقد بأن شخص مشهور دخل للتو |
| Eğer politikacı veya ünlü biri olsaydım bir ölçüde kabul edilebilirdi. | Open Subtitles | كان يمكن أن يكون شيء اخر لو كنت سياسي أو من المشاهير |
| Peki burada gömülü olan hiç ünlü biri var mı? | Open Subtitles | إذاً، هل دُفن أحد المشاهير هنا حقًا؟ |
| ünlü biri olsaydım, herkes aynısını yapıyor olurdu. | Open Subtitles | رائع لو كنت مشهوراً كان الجميع سيفعل ذلك |
| Hayran olduğum mucit zengin biri değil, ya da ünlü biri ya da çok zeki biri değil. | Open Subtitles | المخترع الذي أحترمه ليس رجلاً ثرياً، ولا هو مشهور ولا حتى ذكي. |
| Aynı şeyi yapan ama yakalanmayanlar var çünkü ünlü biri değil. | Open Subtitles | .كان هناك عدة مغنين حدث لهم ذات الشيء مع هذا المؤلف، ولكن لم يتم القبض عليهم وذلك لأنه ليس مشهورا |
| Ne oldu? ünlü biri falan mı öldü? | Open Subtitles | ـ ماذا، هل هناك شخص مشهور مات أو ما شابة؟ |
| Neler oluyor? ünlü biri mi öldü? | Open Subtitles | ـ ماذا، هل هناك شخص مشهور مات أو ما شابة؟ |
| O koltukların birinde ünlü biri oturmadığı sürece kimse bir uçak kazasını umursamaz. | Open Subtitles | لا يكترث أحد بشأن تحطم طائرة ما لم يكن هنالك شخص مشهور على متن الطائرة |
| Çikolata, ünlü biri, güzel müzik, -Evet. | Open Subtitles | شكولاطة , شخص مشهور , موسيقى رائعة |
| Hey, tebrikler, artık ünlü biri senden nefret ediyor. | Open Subtitles | مبروك الآن شخص مشهور صار يكرهك |
| Ve en düşük takımlarda bile, ünlü biri değilsin. | Open Subtitles | و حتي في أقل الشروط ، أنت لستُ من المشاهير |
| Gelin ünlü biri, damat da varlıklı bir iş adamı olduğundan davetlilerin çoğu tanınan kişiler. | Open Subtitles | لأن العروس والعريس هي من المشاهير والملياردير الثري. معظم الضيوف هم الناس يمكنك التعرف. |
| Kate Reynolds. Görünüşe göre çok ünlü biri. | Open Subtitles | كيت رينولدز انها تبدو فعلا من المشاهير |
| Tabii ki, Camden'de yaşayan ünlü biri. | Open Subtitles | يوجد بالمقاطعة أحد المشاهير |
| Millet, seyirciler arasında ünlü biri var. Nicholas Sparks burada! | Open Subtitles | أيها الناس لدينا أحد المشاهير هنا بوسط الجمهور إنه (نيكولاس سباركس) |
| Yıldızlarla, sıradan insanları birbirinden ayıran ince kırmızı hattın ötesine geçebilmek için, ünlü biri olman gerekir. | Open Subtitles | و لكن كانت هناك مشكلة صغيرة لكي تعبر الخط الأحمر الرفيع الذي يفصل الفاشلين عن المشاهير يجب أن تكون مشهوراً |
| Dinle, ben ünlü biri olacağım ve ne sana, ne de bu terapi saçmalıklarına ihtiyacım yok! | Open Subtitles | , اسمع سأكون مشهوراً بدونك و بدون علاجك النفسي السخيف |
| Ön çıplaklık, arka çıplaklık, yan çıplaklık, yeterince ünlü biri, ne varsa yayınlayacağız. | Open Subtitles | تعرّي أمامي، تعريّ خلفي، تعريّ جانبي هو مشهور بما فيه الكفاية سنطبع مهما تملك |
| Çok ünlü biri çünkü 153 yaşına kadar yaşamış. | Open Subtitles | كان مشهورا جدا لأنه عاش 153 سنة |
| Zengin ve ünlü biri olmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أكون غنيَة ومشهورة |
| Sizin saldırgan, akademik alanda ünlü biri | Open Subtitles | مختطف الرهائن، انه مشهور ، على المستوى الاكاديمى |
| O fazlasıyla ünlü biri. | Open Subtitles | انها مشهورة جداً |