| Çaylaklık dönemimde almıştım. Bunları artık üretmiyorlar. | Open Subtitles | حصلتُ على هذا عندما كنتُ مبتدئاً لم يعودوا يصنعون مثل هذا بعد الآن |
| Bu kameraları artık üretmiyorlar ve dayanıklı türden bir şey yani büyük ihtimalle hala çalışıyor. | Open Subtitles | انهم لا يصنعون هذه الكاميرات الان اعتقد بأنها لا تعمل حتى |
| Artık onlardan hiç üretmiyorlar gibi gözüküyor. | Open Subtitles | يبدوا أنهم لا يصنعون واحد منهم بعد الآن |
| Rengi özel olarak yapmak zorunda kalacaklar çünkü artık ahududu şerbeti rengi üretmiyorlar. | Open Subtitles | سيضطرون لإعادة مزج الألوان "لأنهم لم يعودوا يصنعون "شربات التوت |
| Çikolatalı mobilya spreyi üretmiyorlar. | Open Subtitles | ،أنا أسف يا ((تشارلي لكنهم لا يصنعون منظف برائحة الشوكولاته |
| - Bunları artık üretmiyorlar bile. | Open Subtitles | لم يعودوا يصنعون هذا |
| Çünkü artık üretmiyorlar. | Open Subtitles | لأنهم لم يعد يصنعون منه |
| O tarz giysiler üretmiyorlar canım. | Open Subtitles | لا يصنعون ملابس كهذه. |