| Onun üzüntüden öleceğini biliyordum hep. | Open Subtitles | حسناً , عرفتُ دوماً بأنه سيموت من الحُزن. |
| Seni hiç anlamıyorum. üzüntüden başka ne verdim ki sana. | Open Subtitles | أنا لا أفهمك انا لا أمنحك إلّا الحُزن |
| üzüntüden aklimi yitirmistim. | Open Subtitles | كُنتُ خارِجاً عَن طَوري مِنَ الحُزن |
| Başlarda kocam üzüntüden kendimi kaybettiğimi düşündü, sonra aklımı tamamen kaçırdığıma karar verdi. | Open Subtitles | في البداية ظن زوجي بأنني فقدت عقلي حزناً ومن ثم ظن بأنني فقدت عقلي فقط |
| Bunları söylerken gözleri yaşlıdır. Ama üzüntüden değil. | Open Subtitles | تدمع عيناه و هو يخبرك ذلك, ليس حزناً |
| Bir kuş üzüntüden öldü bugün. | Open Subtitles | توفي طائر صغير اليوم بسبب الحزن. |
| Bu üzüntüden başka bir şey getirmez. | Open Subtitles | هذا, لا يجلب شيء سوى الحُزن |
| Yüzünü bir daha göremezsem üzüntüden ölürüm. | Open Subtitles | سأموتُ حزناً إنْ لمْ أرَ وجهكِ مجدداً |
| Gerçekten. Ama Matt kendini öldürmüşse, bu üzüntüden olamaz. | Open Subtitles | لكنلوأن (مات)قتل نفسه، لم يكن ذلك بسبب الحزن |